Warning: mysqli_real_connect(): Headers and client library minor version mismatch. Headers:50651 Library:50562 in /home/drxtx4vbz8ha/public_html/wp-includes/class-wpdb.php on line 1775
HALKIMIZ SİYASETÇİLERE SESLENİYOR “LÜTFEN SİYASETE NEZAKET DİLİ GETİRİN “DİYOR – Kütahya Ekspres Gazetesi
6 Aralık 2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya'nın gündemi dürüst haber kaynağı

HALKIMIZ SİYASETÇİLERE SESLENİYOR “LÜTFEN SİYASETE NEZAKET DİLİ GETİRİN “DİYOR

Ben yıllardır halkın içindeyim. Hiç konuşmasam, bunu çektiğim mesajlarla dillendiririm. Halkımızın birçok şikâyeti var. Konut, sebze ve meyve fiyatları, kira, ulaşım, ekmek, Türkiye ekonomisinin geldiği nokta, dövizdeki artış, tarım, üretim, tüketim, gübre, sağlık, uzaktan eğitim, maske, aşı, kapalı iş yerleri vb. konuları dışında son günlerde siyasetçilerin nezaket dairesinde konuşmamalarından da rahatsızlar.

Argo kelimelerin (sözcüklerin) cirit attığı ülkemizde bunların siyasetçilerin değil, kendini bilmezlerin, cahil cühelanın, kültür noksanı kişilerin dili olduğu konuşuluyor. TBMM çatısı altına gönderdiğimiz, değerli milletvekillerimizin, bizleri temsil eden vekillerimizin, siyasi parti temsilcilerinin ve diğerlerinin böyle sözcükleri kullanmamalarını istiyorlar.

Türkiye’de bildiğim kadarıyla şu anda onlarca siyasi parti olduğunu biliyorum. Sayıları her geçen gün arttığı için kesin bir rakam veremiyorum. Bu irili ufaklı siyasi partilerin en azından birer genel başkanı, başkan yardımcıları, eş başkanları, parti meclisi üyeleri, kadın ve gençlik kolları var.

Birçoğu sırf konuşmak için konuştukları için bazen ortaya büyük bir laf cümbüşü çıkıyor. Bazı konuşmacılar tatlı, insanın içini ferahlatıcı, insana huzur veren, mülayim sözcükler kullanıyor. Bazıları ise çok çirkin sözcükler ve ifadeleri fütursuzca sarf edebiliyor. Gerginlik yaratıyor. İşin sonu bazen mahkemelere kadar gidiyor. Kalpler kırılıyor. Gönüller yaralanıyor. Üstelik bu siyasetçilerin büyük çoğunluğu Müslüman, Türk, akraba, meslektaş, okuldan, kışladan, camiden arkadaş. Hatta zaman içinde kol kola girip dolaşmış insanlar. Siyasetin dili değişirse inanın insanların da arasındaki buzlar bir nebze eriyecek. Nihayet 40 kişiyiz ve birbirimizi iyi kötü biliyoruz, anlıyoruz. Neyin kavgasıdır bu? Siyasete nezaket gelmesi inanın insanımızı mutlu edecektir. Türk insanının aklı, beyni ve yüreği sürekli Ankara’da. Ankara gülerse insanımız da gülüyor. Ankara nezle olursa insanımız öksürüyor. Ankara’da ipler gerilince insanımız da geriliyor. Yeri geldiğinde insan şu veya bu şekilde karnını doyurabilir. Ama huzura kavuşabilmek için bazı konularda dikkatli olmak, davranmak, hareket etmek gerekiyor. Siyasetçiler iki düşünüp bir konuşsalar mesele kalmayacak. Herkesin bir haddi ve hududu olduğu gibi siyasetçilerin de bir haddi ve hududu olmalıdır. Kimse kimseye hele hele bir siyasetçinin karşısındakine “ulan” diye hitap ettiğini, seslendiğini kabul edebiliyor musunuz? Ben 36 yıl öğretmenlik yaptım. 60 küsur yıldır yazıyor, çiziyorum. Bu sözcüğü asla kullanmadım. Bir kaymakam veya vali ile karşılaşsam kendilerine “sayın” sözcüğünü kullanmadan hitap edemem. Bu nezaketin bir icabıdır. Bir zamanlar sevgili ilköğretim müfettişim, halen Samsun’dadır. Teftişe geldiğinde bana: “Bülent’çiğim, dilekçe yazarken bile, nezaket dilini ihmal etme, örneğin; En derin saygılarımla, en kalbi duygularımla, arz ederim, gibi ifadelerle yazını taçlandırırsan daha büyük bir ilgi görürsün” demişti.

Ben yıllar içinde nezaket dilini asla terk etmedim. Bir “sayın” sözcüğü bile taşları yerinden oynatabiliyor. Bir sayın valinin, bir kaymakamın, bir genel müdürün, bir daire başkanının, bir büyüğün karşısında ceket düğmesini iliklemek bile önemlidir. Ben protokol amirliğim süresince yerinde bir asker gibi karşımdaki amirimin önünde duran insanım. Milletvekillerine nasıl saygı ve sevgi gösteriyorsak, onların da bizlere aynı şekilde davranmalarını bekleriz. Üstelik siyaset adamları, siyasi parti liderlerinin konuşurken çok dikkatli olmaları gerekir. Söz vardır baş kestirir; söz vardır yılanı deliğinden çıkarır; söz vardır karşındakine elindeki taşı bıraktırır.

Hiç kimse bir şey bilmiyorsa Yunus’a kulak versin. Ne diyor: “Tevazu ile gelsin, kimde erlik var ise/ Merdivenden iterler, yüksekten bakar ise/Kim ki yüksekte gezer, er geç yolundan azar/Dış yüzüne o

sızar, içinde ne var ise/Aksakallı bir koca, hiç bilmez ki hal nice/Boşa gitmesin Hacca, bir gönül yıkar ise/Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı /Cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise/Bir kez gönül yıktın ise kıldığın namaz değil/Yetmiş iki millet de, yüzünü yumaz değil? Yol odur doğru vara, göz o dur Hakk’ı göre/ Er o dur yerde dura/Üstten bakan göz değil/ Doğru yola gittinse, er eteğin tuttunsa/Bir tek hayır ettinse, biri bindir az değil/ Yunus sözleri çatar, balını yağa katar/Çok kıymetli mal satar, cevherdir o, tuz değil” Yunus’un bu altın sözlerini birbirlerine en ağır hakaretleri yapan siyasetçilerimize armağan ediyorum. Belki bir kez olsun düşünürler.