Anasayfa / GÜNDEM / “KARANLIK BİR DÖNEM VAR”

“KARANLIK BİR DÖNEM VAR”

4 Ağustos 2020 tarihinde Kütahya Belediyesi ile Kütahya İl Özel İdaresi sponsorluğunda başlatılan ve 2020 yılı Ekim ayının başında sona eren Kütahya Kalesi Kurtarma Kazısı ile ilgili dünkü gazetemizde yer alan haberimiz detayları ile birlikte bugün devam ediyor. Kütahya Kalesi’nde yapılacak kazılarla, karanlıkta kalan dönemlerin mimari ve küçük eser buluntular ışığında gün yüzüne çıkması beklenirken, yapılacak kazı çalışmaları ile tüm bu eksik verilerin tamamlanması ve soru işaretlerinin ortadan kaldırılması hedefleniyor. Bunun yanı sıra çini ve seramik üretiminde köklü bir geçmişe sahip Kütahya’nın geleneksel el sanatlarında da bugüne değin bilinmeyen, dikkat çekici verilere ulaşılması amaçlanıyor. Çalışmalar neticesinde edindikleri bilgilere göre Kütahya Kalesi’nde bir karanlık dönem olduğunu ifade eden Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü, Türk-İslam Sanatı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu, “Çünkü çok az çinide, seramikte Kütahya’da üretildiğine ilişkin ibare var” dedi.

“ÇOK VERİLER VAR AMA TAM ANLAMIYLA ORTAYA ÇIKARMAK GEREK”

13. Yüzyılın çini için çok erken bir dönem olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu, “Bizim şu ana kadar çini veya seramikle alakalı tabiki erken dönem Bizans’ı var. Rum zaten yapıyor ama sonrasında hemen yakındaki Seyitömer çok ciddi anlamda bir seramik üretim merkezi. Bu yörede zaten seramik üretimi var. Mimaride kullanılan çini derseniz o çok geç dönemde, Türk döneminde ortaya çıkan, hatta 15., 16., 17. Yüzyıllarda ortaya çıkan bir seramik.” Dedi.  Şu anki bilgilerine göre Kütahya Kalesi’nde bir karanlık dönem olduğunu ifade eden  Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu, “Çünkü çok az çinide, seramikte Kütahya’da üretildiğine ilişkin ibare var. Mesela 16. Yüzyıla ait Ejderli bir sürahi var, orada Kütahyalı Abraham ismi yazar, onun anısına yazar ama bizim şu anada kadar tespit ettiğimiz tam tarihli veya Kütahya isminin geçtiği çok az örnek var. İşte bu dönemler karanlıkta. Bilmiyoruz. Daha da çıkmadı. Belki bu kazılarla ortaya çıkacak bilemiyoruz. Bunu sadece çini, seramik ve Türk dönemi olarak düşünmemek lazım, burada çok ciddi bir Roma yerleşimi olduğunu biliyoruz. Onu bir tespit etmek gerekiyor. Bizans yerleşimi olduğunu çok iyi biliyoruz, zaten çok veriler var ama tam anlamıyla ortaya çıkarmak gerek. Burçların da büyük çoğunluğu Bizans döneminden.

“KÜTAHYA, BİZANS DÖNEMİNDE ÇOK ÖNEMLİ BİR ŞEHİR”

Kütahya, Bizans döneminde çok önemli bir şehir. Hatta Amorion’un yok edilmesinden sonra Anadolu eyaletinin merkezi buraya taşınıyor. Bizans imparatorluğu içerisinde, askeri bir yönetim var. Amorion Araplar tarafından yok edilince bu eyaletin merkezi önce Polybotos, yani Bolvadin, bugün Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesine taşınıyor, sonra daha büyük bir şehir olan Kütahya’ya taşınıyor ve burada kalıyor yönetim merkezi.

“KÜTAHYA HEP YÖNETİM MERKEZİ OLMUŞ, ŞİMDİ İÇİNE ÇEKİLMİŞ ”

Kütahya hep bir yönetim merkezi olmuş. Şimdi içine çekilmiş. Kütahya’nın tekrar açılması lazım. Tekrar lider olma, toparlayıcı olma özelliğine gelmesi lazım. Çünkü gerçekten burası bir merkez ve etrafındakilerin bütün kentler neredeyse ona bağlı birer nahiye kaza gibi. Şimdi ne oluyor tam tersine dönmüş oluyor. Kütahya çok ciddi anlamda içine dönmüş. Bunun tabiki en merkezi Kale’deyiz. Kale ve kalenin çevresinde gelişen ve tabiki sadece kale ve çevresi değil bunun yanı sıra Çavdarhisar’ından tutun, Seyitömer’ine veya diğer bölgelerine kadar geniş bir alanda ciddi önemli bir merkez ama bunun farkında değil.

“ŞEHRİN YÜZDE 70’İ TAHRİP EDİLMİŞ”

Şehrin gördüğünüz kısmı belki yüz 30’u falan. Bu şehrin yüzde 70’i tahrip edilmiş. En büyük tahrip, 17. Yüzyıldaki Celali isyanlarında oluyor. Yani şehri kuşatıp alamayan isyancılar, sur dışındaki ve bazen de sur içinde ki yapıları tamamen yıkıp geçiyorlar. İkincisi; gayrimüslimler şehri terk ettikten sonra onların kültürel izlerinin yok edilmesi için bazı iskanlar gerçekleştiriliyor.  Mesela şu muhit Rum mahallesidir. 10 bin Rum nüfusu var, bugün o mahallede farklı kültürlerden insanlar yaşar.

“İNANILMAZ GÜZEL YAPILAR VAR VE HEPSİ MAALESEF YIKILMAYA YÜZ TUTMUŞ”

Kütahya’ da bu mahallenin tamamını gezdik.  İnanılmaz güzel evler gördük. İnanılmaz güzel yapılar var ve hepsi maalesef yıkılmaya yüz tutmuş, terk edilmiş. Bunların kesinlikle ve kesinlikle ele alınması lazım. Muhteşem sokak çözümlemeleri var. Sokağa bir giriyorsunuz, yapı 100 yıl önce olsun, o sokağın nasıl güzel bir şekilde döndüğünü ve o evin o sokağa nasıl yerleştirildiğini mükemmel bir şekilde görüyorsunuz.

“SİT ALANI DARALTILDIĞI İÇİN ŞEHİR TAHRİP EDİLİYOR”

1950’li yıllarda kentin sit alanı belirleniyor ve çok geniş bir alan bu. Fakat hem belediyenin hem de halkın itirazları sebebiyle sit alanı daraltılıyor. Sit alanı dışından çıkan bu hitlerde hızla tahrip ediliyor. Bugün Cumhuriyet Caddesi, Ulu Camii’ye giden 30 Ağustos İlkokulunun olduğu cadde , orada çok güzel taş binalar vardır. Sit alanı daraltıldığı için tahrip ediliyor şehir.

“KENTİN RUHU YOK”

Sokakları gezerken şunu hayal ettim, bu evler veya mekanlar onarılsa, güzelce boyansa, temizlense, bunlar kiralansa, Belediye’ye nasıl güzel kira getirir ya da sahiplerine. İlla ev olarak değil, küçük kafeteryalar olsa. Hiç çiçek görmüyorum. Kütahya’da hiç mi çiçek yetişmiyor. Balkonlarına şöyle güzel güzel çiçekler yapılsa, iki tane mavi sandalye, masa atılsa… Bunlar yapılmayacak şeyler değil.  Mesela Germiyan Sokak için söyleyeceğim, ruhu yok. Çok ruhsuz bir sokak. Hiç ruhu yok. Bir çiçek yok, bir renk yok. Kaldırım taşını döşemişler geçmişler. Kentin ruhu yok.

“1950’Lİ YILINDAN İTİBAREN KENTİN TARİHİ DOKUSU HIZLA TAHRİP EDİLİYOR”

Kütahya için kilit tarih, 1950’li yıllar. 1950’li yılından itibaren kentin tarihi dokusu hızla tahrip ediliyor. Ev yapayım, betonlaştırayım ruhunu nasıl atacağız ben anlamıyorum. Benim elimde yetki olsa, hep söylüyorum şu kente bir tane bile yapı yaptırmam bir daha. Yeşil alanlar azıcık kalmış. Beton deryasının içerisinde kaldık. Gürültü deryasının içinde yaşıyorlar. Gürültüyü elle bile tutabilirsiniz.

“ANADOLU EYALETİNİN MERKEZİ KÜTAHYA’YA TAŞINIYOR”

İlk inşa dönemi milattan sonra 8. Yüzyılda başlıyor. Yukarı Kale diye adlandırılan kısım dahil olmak üzere edinilen tarihlendirmeye göre milattan sonra 8. Yüzyıl eseri. Fakat kimi kaynaklarda şehrin Bizans surlarının milattan sonra 5. Yüzyıla kadar geri götürmek mümkün. Roma dönemindeki şehrin de özgün surlarının olduğunu düşünebiliriz. Burçların ve sur sistemlerinin inşa edilmesi, şehrin idari ve askeri olarak önem kazanmasıyla başlıyor. Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde Amorion şehri vardır, Anadolu’nun en büyük şehirlerinden biriymiş burası. Fakat Müslüman Arapların istilasından sonra yok ediliyor bu şehir. Anadolu eyaletinin merkezi bu şehirden alınarak Kütahya’ya taşınıyor. O yüzden şehir idari bakımdan tekrardan önem kazanıyor. Roma döneminde zaten Frigya Pakatiyana denilen bir eyalet var, bugünkü Kütahya, Eskişehir, Afyon ve Uşak illeri bölgesine başkentlik ediyor Kütahya. Daha sonra Bizans döneminde tekrardan idari ve askeri anlamda önem kazanıyor. Önem kazanmasıyla beraber bu surların ve burçların inşa edildiği tarih, birbirine çok uyuyor.

“OSMANLI DÖNEMİNDE HALKIN YERLEŞİMİNE AÇILIYOR”

Osmanlı döneminde burası yerleşime açılıyor. Halkın yerleşimine açılıyor, burada gördüğünüz Yukarı Kale içerisinde bir mahalle var. Burası bir semt. İnsanlar evlerini yapıyorlar, camilerini yapıyorlar, oturuyorlar. Mesela Evliya Çelebi Kütahya’ya geldiğinde Yukarı Kale içerisinde 70 hane bulunduğunu, içinde mescit bulunduğunu, 70 fakir Türk ailesinin yaşadığını söyler kale içerisinde. Burası bir mahalle. Hatta bir anlatım daha vardır. Kasaplar biliyorsunuz o dönemlerde seyyar, kasaplar et satışına başlıyorlar ve Yukarı Kale’den başlıyorlar et satışına, bu yüzden Kütahya’da ciğer mücadelesi denilen bir hikaye vardır.  Kasaplar etlerini kaleden itibaren satmaya aşlarlarmış fakat aşağı şehre inene kadar ellerindeki bütün etler tükenirmiş, bu yüzden aşağı şehirde oturanlarla yukarı şehirde oturanlar arasında bir ciğer mücadelesi vardır. Burası askeri bir alan, garnizon, girişi orada, burası da artık sivil yerleşimin olduğu bölüm olarak düşünülebilir. 1830’lu yıllarda Fransız Arkeolog Charles Tekxier Kütahya’ya geliyor, Küçük Asya hakkında bir çalışma hazırlayacak. Kütahya’ya geliyor, Anadolu şehirlerini dolaşıyor. Kütahya’ya geldiğinde Kütahya kalesini geziyor, kaleye çıkıyor ve şehrin kapısında, kapının iki tarafında zengin süslemeli, mermer aslan heykellerinin bulunduğunu görüyor, aynı zamanda yukarı kale içerisinde büyük bir Bizans kilisesinin varlığından bahsediyor. Bu kilise önemli bir kilise, bir manastır ve kilisenin altında bir kripta bölümünün olduğunu görüyor. Kripta bölümünden büyükçe bir lahit çıkarılıyor. Bu lahit Asya valisine ait. O dönemde Kütahya hala idari merkez olma özelliğini koruyor, orada Asya valisi vefat etmiş ve kilisenin altına onu gömmüşler, onun da bir lahiti çıkıyor. “Allah’ın kulu burada yatmaktadır” yazıyor lahitin üzerinde. Bir yanında oturuyor olan bir aslan var, diğer yanında bir yunan haçı var, üstünde Yunanca bir yazıt var. Tekxier’in bahsettiği büyük Bizans kilisesinden günümüzde herhangi bir işaret göremiyoruz. Tekxier çünkü lokasyonunu vermiyor, bulunduğu yeri vermiyor kilisenin. Şu anda herhangi bir mimari ize de rastlamıyoruz, kalıntısına da rastlamıyoruz fakat Charles Tekxier resimlerinin, yani freskoların bulunduğunu görüyor. Hala 1830’lu yıllarda görülebildiğini söylüyor. Şu anda ne kalıntısı var ne mimari izini görebiliyoruz.

“BELEDİYE İZİN VERMEDİĞİ HALDE KROS YAPIYORLAR”

Kazı çalışmalarının 2017’de başladığı ancak pandemiden kaynaklı uzadığı ifade edilerek, “Normalde 1 yıl geç teslim ediliyor ama bunun yasal sıkıntısı yok. Şu an her mevsim geçişlerine burası zarar görüyor. İnsanımız da fazlasıyla zarar veriyor. Burada dağ motorlarıyla kros yapıyorlardı. Sit alanı burası. Sorulduğunda bana belediye izin verdi deniliyor, belediyenin öyle bir yetkisi yok, ki belediyeyle konuştuğumuzda öyle bir izin de söz konusu yok.” İfadelerine yer verdi.

Bu habere de bakabilirsiniz

AYDINLATMA DİREĞİNE ÇARPIP KARŞI TARAFA GEÇTİ

Eskişehir’de seyirde halinde iken sürücüsünün kontrolü kaybetmesi sonucu çok sayıda takla atan otomobil karşı şeride …