Anasayfa / GÜNDEM / Gündem / VALİ ÇELİK: “YOĞUN BAKIMLARIMIZDA HAZİRAN AYINDAKİNE GÖRE NİSPETEN YOĞUNLUK ARTTI”

VALİ ÇELİK: “YOĞUN BAKIMLARIMIZDA HAZİRAN AYINDAKİNE GÖRE NİSPETEN YOĞUNLUK ARTTI”

Kütahya Valisi Ali Çelik, Türk Haber ekranlarında yayımlanan “Haftanın Manşeti” programına konuk oldu.  Kütahya’daki yatırımlar, kültürel ve tarihi zenginliklerin değerlendirilmesi yönünde atılan adımlar ve Kütahya’nın Kovid-19 mücadelesini anlatan Vali Çelik önemli değerlendirmelerde bulundu. Kütahya’nın bir tarihi sunum alanı olduğunu belirten Vali Çelik,  “Geçmişin bir sunum yeri, bir plato. Bu alanı da tekrar kendi içinde dizaynını aradaki küçük olumsuzlukları ortadan kaldırarak entegre bir turizm alanına dönüştürmek gerek” Dedi.

“KÜTAHYA HUZURLU BİR KENT”

Şehirlerin yaşayan, kendi kültürlerini ve medeniyetlerini inşa eden yerler olduğunu ifade eden Vali Çelik, “Hem öğrencilik yıllarımda hem de 2000 yılında memuriyet hayatıma başladığım zaman Kütahya beni her zaman etkilemiştir. Özel bir alandır, kendine ait bir kültürü, dokusu, tarihi, geçmişi ve dinamikleri var. Bıraktığımız yerdeki değişmeyen şeyler şunlar: Kütahya huzurlu bir kent, insanlarının temaşa içindeki birbirlerine saygısı üst düzey, yani günlük hayatını yaşarken bir başkasının hak ve hukukuna riayet eden, tabiri caizse çok kavga gürültüsü olmayan bir şehir. Dolayısıyla bir huzur ortamının devam ettiğini görmek, insanların kendine has kültürü yeniden üretmiş olmalarını tekrar idrak etmek benim adıma memnuniyet verici. Bir de güvenlik ve asayişten sorumlu en üst düzey makam olarak bu görevi yürütürken bununla karşılaşmak kendi adıma memnuniyet verici.

“ASAYİŞ OLAYLARINI TEK TEK İNCELERİZ, NE YAPILMASI GEREKTİĞİ KONUSUNDA DETAYLI ANALİZLER YAPARIZ”

Algı önemli, sosyal medyadaki ve iletişim teknolojilerindeki ilerleme bize olayların farkındalığını artırmaya fırsat verdi. Birçok şeyi önceden duymaz, görmez veya işitmezken şu anda sosyal medya mecraları bunların görünürlüğünü artırdı. Biz her haftalık, 15 günlük, aylık ve yıl başından itibaren trendleri analiz ederiz. Her pazartesi günü yaklaşık 3-4 saatimizi, meydana gelen asayiş olayları, başta mala karşı suçlar, hırsızlık gibi adlandırabileceğimiz asayiş suçları, cinayet, kavga, gürültü gibi olayları tek tek inceleriz, neden ve ne içinleri, failleri, bunların gerekçeleri, yakalanıp yakalanmadıkları, ne yapılması gerektiği konusunda detaylı analizler yaparız.

“CİNAYET OLAYLARINDA BİR ÖNCEKİ YILA GÖRE KÜTAHYA’DA YÜZDE 18’LİK BİR AZALMA VAR”

Olayları masaya yatırdığımızda özellikle cinayet olarak tabir ettiğimiz, insanların yaşamını sona erdiren hiçbirimizin tasvip etmediği olaylar açısından bakınca yüzde 18’lik bir azalma var bir önceki yılın 8 aylık birimine karşı. Kavga ve asayiş olarak tabir ettiğimiz olaylarda da ciddi azalma var, yüzde 20 bandında bir azalmamız var.

“KÜTAHYA’MIZ UYUŞTURUCU RİSK TEHDİT DEĞERLENDİRMESİNDE EN RİSKSİZ 80. İL”

Mala karşı işlenen suçlarda hırsızlıkla ilgili yüzde 11 ile yüzde 20 bandında azalmalar var. Ortalama günde hırsızlık olayı 0.5 civarında bir hırsızlık oluyor tüm Kütahya ilçeleri dahil. Bu anlamda bu rakamlar bizim açımızdan kötü rakamlar değil ama daha iyisini, yani bu işlerde en önemli olan sıfır olması. Herhangi bir can kaybının olmaması, hiçbir kavga gürültünün olmaması… Ama tabi bu da mümkün değil, yaşamın kendi içindeki akışında meydana gelen olaylardan kendimizi koparamıyoruz. Emniyet genel müdürlüğümüz uyuşturucu narkotik daire başkanlığının yapmış olduğu uyuşturucu risk tehdit değerlendirmesinde yaklaşık 20’ye yakın bir parametre üzerinden yaptılar. Kütahya’mız riskli iller statüsündeki en risksiz 80. İl. Yani bizden sonra bir ilimiz var. İnşallah en risksiz bölge olabiliriz.  

“AMACIMIZ KÖTÜ NİYETLİ, SUÇ İŞLEME NİYETİNDE OLAN İNSANLARA GÖZ AÇTIRMAMAK”

Tabi bu risksiz olduğumuz toplum içerisinde değişik uyuşturucu madde kullanımının veya satışın olmadığı anlamına gelmiyor. Özellikle kadına karşı şiddet vakalarını tek tek her Çarşamba arkadaşlarımızla beraber inceliyoruz. Orada gördüğümüz tabloda da az da olsa madde kullanımının varlığını, delillerini hem ifadelerde hem beyanlarda özellikle sosyal hizmet uzmanlarımızın yapmış olduğu birebir görüşmelerde bize gösteriyor. Temennimiz uyuşturucu başta olmak üzere insanımızı, yaşamımızı, ailemizi, kültürümüzü zorlayan bütün suçlara karşı etkin bir mücadele içerisinde olmak. Buraya ciddi bir şekilde ağırlık veriyoruz. Tek tek analizlerimizi yapıyoruz. Kolluk birimlerimizin de hepsinden Allah razı olsun. Hepsine buradan teşekkür ediyorum. 24 saat esasına göre sahada bu alanda ciddi emek sarf ediyorlar. Amacımız kötü niyetli, suç işleme niyetinde olan insanlara göz açtırmamak. Çocuklarımızı, ailemizi, medeniyetimizi bu anlamda korumak. Dolayısıyla suçların görünür olması onların artış trendi içerisinde olduğu anlamına gelmiyor ama hep beraber birbirimize saygılı olarak, olayları büyütmeden, kendi içimizde yaşadığımız sıkıntıların çözümünü hukuk mercilerinde arayarak kavga ve gürültü olmayan bir şehir. Bulduğum en güzel şeylerden birisi bu.

“BİZLER BU MİLLETİN HİZMETKÂRLARIYIZ”

Kütahya bu anlamda güzel bir şehir. Sorunları vardır muhakkak ama değişim Kütahya valiliğinden başlayarak Kütahya belediyesi gibi kamu kurumlarının yenilenmiş olması, yol alt yapısının; Gediz ilçemizle olan bağlantı yolunun yapılmış olması ve tavşanlı-Gediz diğer ilçe bağlantılarının sağlanmış olması özellikle Altıntaş Dumlupınar hattının açılmış olması bunlar Kütahya için büyük kazançlar. İletişimi ve ulaşımı hızlandırdığınız zaman hem ticareti hem gelişimi hızlandırmak için elinizde enstrümanlar oluyor. Dolayısıyla bunların ortaya çıkmış olması, kamusal anlamda ciddi yatırımların gelmiş olması güzel şeyler. O anlamda da sadece Hisarcık-Emet- Tavşanlı bandında ve Domaniç aksında karayolu ilçelerimizin bağlantı sorunu var. İnşallah önümüzdeki yıl 2021 yılı sonu itibariyle de o bağlantı yolları tamamlanınca ufak tefek kara yolu bağlantı ağlarının tamamlanması dışında temel  ulaşım akslarında bir problem görünmüyor. Bizler bu milletin hizmetkârlarıyız onların adına elimizdeki yetkiyi onlarla temas ederek, onları dinleyerek inşallah çözüm konusunda da bir şeyler üreterek destek olmak bizim boynumuzun borcu.

“DUMLUPINAR HEM BİZE HEM DE ÜLKEMİZE AİT ÇOK ÖNEMLİ BİR MİRAS”

Kütahya’nın turizm potansiyeli çok yüksek. Dumlupınar’dan başlayan bir milli alan, bizim kurtuluşumuzun son taarruzun gerçekleştiği düşmanın bu topraklardan o gün sökülüp atıldığı bir alandan bahsediyoruz. Dumlupınar hem bize hem de ülkemize ait çok önemli bir miras. Onun tanıtımı ve milli birliğin katkılarını öne çıkaracak şekilde turizm ve farkındalık için düzenlemelere ihtiyaç var.

“GÜNÜ BİRLİK KAPLICA TURİZMİN ÖTESİNDE KONAKLAMALI BİR TURİZME EVRİLMESİ İÇİN DE PLANLAMALAR YAPMAK GEREKİYOR”

Tabi bunun akabinde Yoncalı, Ilıca ve diğer Emet’ten tutun da Gediz’e, Simav’a kadar termal turizm potansiyeline sahip. Bunu katma değer üretecek şekilde daha günü birlik kaplıca turizmin ötesinde konaklamalı bir turizme evrilmesi için de planlamalar yapmak gerekiyor. Bunun için Kütahya merkeze en yakın Yoncalı, Yoncalı’dan başlayarak bu işi ele almak lazım. Buraya konaklamalı turistin gelmesi için gerekli altyapının da hızlı bir şekilde planlanması lazım.

“KÜTAHYA’NIN KENDİSİ TARİHİ BİR SUNUM ALANI”

Kütahya’nın Kendisi  Bir Tarihi Sunum Alanı. Geçmişin bir sunum yeri, bir plato. Bu alanı da tekrar kendi içinde dizaynını aradaki küçük olumsuzlukları ortadan kaldırarak entegre bir turizm alanına dönüştürmek gerek. Belki 5 günlük, 3 günlük adını tam söylemek yanlışlık olur bir destinasyon, bir turun parçası haline getirerek insanları 5 gün süreyle Kütahya’da ağırlayacak bir alan detinasyonuyla bir etkileşimle, bir bütünlükle planlama yapmak gerekiyor. Bunların en başında da ihtiyaç duyulan alt yapıyı hazırlamak lazım. Konaklama alt yapısı, ulaşım alt yapısı, belki araç park etmek için gerekli alanlar.

“ÖĞRENCİLERİMİZİN ŞEHRİMİZE GELMEMESİNDEN KAYNAKLI ESNAFIMIZIN CİDDİ MAĞDURİYETLERİ VAR”

Şu anda pandemi nedeniyle öğrencilerimizin şehrimize gelmemesinden kaynaklı esnafımızın ciddi mağduriyetleri var. Kütahya bir öğrenci kenti aslında. Hem Dumlupınar Üniversitemizde hem Sağlık Bilimleri Üniversitemizin katmış olduğu değer çerçevesinde 45-50 bin bandında öğrenci Kütahya’ya bir şekilde gelip kalıyorlar.

“HİZMET SEKTÖRÜNE ALTERNATİF ÜRETMEK GEREKİYOR. TURİZM BUNUN EN ÖNEMLİ PARÇASI”

Öğrenciler olmadığı zaman Kütahya ekonomisinde ciddi sorunlar meydana geliyor. Hizmet sektörüne alternatif üretmek gerekiyor. Turizm bunun en önemli parçası. Onun için Kütahya’nın turizme yönelik bakış açısını geliştirmek gerekiyor.

“ZOR BİR SÜREÇLE KARŞI KARŞIYA KALDIK”

Koronavirüs başlamadan önce birisi böyle bir hikaye anlatsa çoğumuz inanmayabilirdik. Ciddi sonuçları olan, dünyanın belki 150 yıldır yaşamadığı en önemli krizle karşı karşıyayız. Hem insan hayatını doğrudan tehdit eden, birincil etkisi anlamında yaşamı tehdit eden, ikincil olarak da 1923-1929 arasındaki dünya ekonomik bunalımda gibi ciddi talep eksikliği yaratarak ekonomik anlamda bütün ülkeleri zorlayan, sosyal ilişkiler anlamında da yönetilmesi zor bir süreçle karşı karşıya kaldık. Tabi bu süreçlerde temel öncelik, yaşamak, insanın hayatta kalması. Sağlığını güvence altına alabilecek formüller üretilmesi. Virüsün nasıl hareket ettiğine dair, virüsün yapısal sorunları, insan üzerindeki yarattığı etkilerin analizleri konusunda da bilim insanları daha net bir fikir birliğine varmış değiller. Değişik bakış açıları ve buna yönelik çalışmalar üretiyor. Bir taraftan aşı, bir taraftan tedavisi için ilaç geliştirme süreçleri, bunlar inşallah hızlı bir şekilde sonuçlanarak Allah’ın izniyle bir şekilde aşı ya da tedaviyle bu virüsün hem ülkemizden hem insanlıktan kurtulması için vesile kılar. Ancak bu süre zarfında da bizlere büyük bir sorumluluk düşüyor.

“İKİ KİŞİDE DE MASKE VARSA VE ARALARINDA BİR BUÇUK METRE MESAFE OLURSA POZİTİF OLSALAR BİLE YÜZDE 97 CİVARINDA BULAŞMA ETKİSİ ORTADAN KALKIYOR”

Bilinen şu anda insanlığın buna karşı bir tedavi değil de korumak amaçlı üretebildiği üç tane şey var. Birisi maske kullanımı. İkincisi belli bir mesafede durmak, üçüncüsü de temizliğimiz. Sağlık Müdürlüğümüzle üzerinden tekrar bir geçmek ihtiyacı hissettik, bir kişi pozitifse, maske kullanıyorsa karşısındakine virüsün bulaşma ihtimali yüzde 85 azalıyor. Bu arada iki kişi aynı anda maskeyi kullanıyorsa yüzde 92 azalıyor, bir de aralarında bir buçuk metre mesafe olursa neredeyse pozitif olsalar bile yüzde 97 civarında bulaşma etkisi ortadan kalkıyor. Dolayısıyla bu unsular çok önemli.

“MASKE VE MESAFEYİ MUHAKKAK HAYATIMIZIN NORMALİ HALİNE GETİRMELİYİZ”

Maske ve mesafeyi muhakkak hayatımızın normali haline getirmeliyiz. Yeni yaşadığımız süreçte kontrollü normalleşme. Bu bir normalleşmeye geçtiğimiz anda her şey normalleşecekmiş gibi bir hataya düşmüş olabiliriz ama artık onun farkında olduğumuzu düşünüyorum.

“İLDEKİ VAKA SAYILARINI, TEMASLARI NEREDEYSE AN BE AN TAKİP EDİYORUZ”

Kontrollü bir normalin içindeyiz ve bunun en önemli şartları da bu maske ve mesafe ve temizlik. Bizler ildeki vaka sayılarını, temasları neredeyse an be an takip ediyoruz. Sağlık ekipleri, kamu kurumundaki başka kolluk kuvvetleri olmak üzere din görevlilerimiz, milli eğitim camiamız hepsi bu işin içindeler. Bazen sosyal medyada küçük noktalara takılıp onun üzerinden genellemeler yapan arkadaşlarımız oluyor. Farkındalığı artırmak, desteklemek için anons yönetimi tercih ediyoruz. Mücadeleyi anonsla mı yapıyorlar diye küçük küçük tepkiler olabiliyor. İşin ciddiyetini vatandaşlarımıza anlatmak zorundayız.

“KEŞKE HERKES MASKESİNİ TAKSA, MASKEYİ BİR AKSESUAR GİBİ KOLUNDA, ÇENESİNİN ALTINDA BARINDIRMASA”

Denetim ekipleri kurduk, iş yerlerine vatandaşlarımıza sürekli ikazlar yaptık. Tek tek uyarılarda bulunduk. Bunun bir noktası var. Birinci öncelik rehberlik etmek ikincisi de ceza uygulamak. Davranış yönetimi değiştirmenin iki yolu var birinci anlatmak ikincisi korkutmak. Ceza da bunun bir parçası. İstemesek de insanlarımıza ceza yazmak zorunda kalıyoruz. Keşke herkes maskesini taksa, maskeyi bir aksesuar gibi kolunda, çenesinin altında barındırmasa, bunun bir sorumluluk olduğu hissiyle bunu uygulasa. Yüzde 98 civarında bir filyasyon ekibimiz var. Biz virüsün yayılımını kontrol altında tutabilmeliyiz.

“YOĞUN BAKIMLARIMIZDA HAZİRAN AYINDAKİNE GÖRE NİSPETEN YOĞUNLUK ARTTI”

Bizde şu anda 270 civarı bir yoğun bakım ünitesi olarak kullanabileceğimiz yatağımız var, 300’e yakın depoda bekleyen solunum cihazı yedek olarak kış şartlarında da meydana gelirse, inşallah gelmez duamız ve temennimiz ve bütün tedbirlerimiz bu yönde B planı şeklinde. Şu anda yoğun bakımlarımızda Haziran ayındakine göre nispeten yoğunluk arttı. 60 yoğun bakım yatağımızda bu anlamda takip ettiğimiz hasta var. Ama bu sayı tabi bazen eksiliyor, tedavi sürecinde birden iyileşenler oluyor, servise alınıyor, yeni hastalar gelince onların yoğum bakım ihtiyacı ortaya çıkarsa hekim arkadaşlar oraya yönlendiriyor, bir sayının sürekliliğinden bahsetmek mümkün değil, bazen 34 oluyor, bazen 22 oluyor değişiyor. Önemli olan yoğun bakım ihtiyacını destekleyen bir hastalıkla karşı karşıyayız. Tedavi gereksinimleri açısından çok ciddi bir sıkıntımız yok. Sağlık bakanlığımız evde tedavi hizmeti kapsamında belirti gösteren hastalarımız için doktorlarımızı gönderiyoruz, hastaneye gelmeden takiplerinin yapılabilmesi için. Birçok önlem almış durumdayız. Diğer hastane hizmetleri de randevu sistemi ile yönetilmeye devam ediyor. Oradaki sıkıntıları da çözüyoruz. Tabi olumsuzluklar muhakkak oluyor. Gelen talepler oluyor. Hayatın içinde her şey mükemmel olmuyor. Herkes iyi niyetli, çözmek için çaba içerisindeler. Sağlık sistemimizde ciddi bir sorun yok.

“BİR SEFERBERLİK RUHUYLA BU İŞE ASILMAMIZ LAZIM”

Sonuçta herkes kendini hasta gibi düşünmeli. Kimin hasta olduğunu merak etmeden herkes kendini hasta gibi düşünüp başkalarına zarar vermemek için kendini korumalı. Maskeyi takan ilk önce kendini koruyor. Tedvirlere uyarsak birçok konuda birçok başarı kazanırız. Bizim şu anda sıkıntı olmadığını ifade edecek olmamız tedbirlerdeki gevşeme ve rehavete yol açmasın ama kış şartlarıyla birlikte bu davranış alışkanlıklarını biz içselleştiremezsek ciddi zorluklarla karşı karşıya kalabiliriz. Bir seferberlik ruhuyla bu işe asılmamız lazım. Herkes birbirine anlatsın, bu konuda birbirini ikaz etsin.” İfadelerine yer verdi.

Bu habere de bakabilirsiniz

YELDA İPEKLİ KÜTAHYA PORSELEN’İN 50. YILINI KUTLADI

Stratejik Pazarlama ve Marka Yönetim Uzmanı Yelda İpekli, Kütahya Porselen’in 50. Yılı nedeniyle sosyal medya hesabından …