Anasayfa / Yazarlar / HAMİDE AY / DÜNYAYI YURT EYLEMEK

DÜNYAYI YURT EYLEMEK

“İnsan vardır, şafak vakti doğar; gün batarken, ölür.” Tıpkı Şeyh Edebali’ nin Osman Bey’ e nasihatinde söylediği gibi… Bir şafak vakti doğduk; bir gün, gün batarken de gideceğiz. Bütün çabamız, baki kalan kubbede hoş bir seda bırakabilmek.

Bir gün İmam-ı Azam, bir dost meclisinde oturmaktadır. Aniden, biri gelip kulağına fısıldar. O da “Elhamdülillah.” der. Aradan biraz zaman geçer; aynı kişi, yine gelir. Tekrar kulağına eğilir ve İmam- ı Azam tıpkı bir önceki gibi “Elhamdülillah.” ile karşılık verir. Dost meclisinden bir kişi, dayanamayıp sorar: “Hocam, az önce gelen kişi ne dedi de siz ikisine de Elhamdülillah.” dediniz?”

İmam- ı Azam yanıtlar: “İlkinde, bir yangın çıktığını ve bu yangında, dükkânımın kötü bir durumda olduğunu söyledi. Ben de nefsime sordum: “Üzüldün mü?” diye. O da : “Veren de Allah alan da Allah.” deyince Elhamdülillah dedim. İkincisinde, evet bir yangın olmuş fakat bu yangında yanan dükkân, benimkisi değilmiş. Ben de yine, nefsime sordum “Sevindin mi?” diye. O da “Veren de Allah alan da Allah.” dedi yine. Elhamdülillah, dedim ben de.

“Mal sahibi, mülk sahibi. Hani bunun ilk sahibi…” diyen Yunus dedemizi de bu satırlarda anmazsam olmaz. Rahmetle…

Dünyaya öyle bir yerleşiyoruz ki sahip olduğumuz her şeyi, bizim zannediyoruz. “Biz kazandık!” diyoruz. Hâlbuki o ana kadar kim bilir, hangi evrelerden geçtik! Deneyip olmadığı oldu, şükrettik mi?

Ya da çok istedik ve günün birinde dileğimiz kabul görüldü, yine şükrettik mi?

.

Şükretmeyi erteliyoruz. Olanı, kanıksıyoruz. Olmayana gıptayla bakıyoruz. Bu da bir noktadan sonra biz insanları, doyumsuz bir duruma getiriyor. Sonra bir bakıyoruz etrafta “Evim var ama yatırım için bir ev daha alsam…” mantığına sahip insanlar olarak çoğalıyoruz. Hiç evi olmayanı düşünmüyoruz ya da o ilk evi alana kadar ne zorluklar çektiğimizi… Meslek sahibi olmak istiyoruz belki senelerce çalışıp sınavlara giriyoruz sonra bir bakıyoruz ki mesleğimizi, eleştirmeye başlamışız. Ya da her gün, işe giderken söyleniyoruz. Geçmiş, bu yüzden önemli aslında. Allah, insana yokluk da verir çokluk da. Ve sınar. Kulum, bu iki durumda nasıl bir tepkiyle karşılık verdi bana diye.

Kendimizden pay biçelim: Herhangi birine, bir konuda yardım ettiğimizde; mutlaka bir takdir, teşekkür bekliyoruz. Karşıdan böyle bir dönüt gelmezse “Teşekkür bile etmedi.” demiyor muyuz? E biz, aciz bir kul olarak bu söylemi, kendimize hak görüyorsak kim bilir Cenab- ı Allah, hakkımızda neler düşünüyordur, öyle değil mi?

Kütahya, evliyalar diyarı. Bence, birilerinin can- ı gönülden hayır duasını almış. Allah, buraya, öyle bir Vali göndermiş ki şehrin, en ince detayından dahi haberdar. Hemşehrilerinin vefatı için yazdığı temennilerden tutun da Kütahya’ nın satırlarını tek tek okuyan… Kütahya için ilmek ilmek dokudukları güzel fikirleri; sokak sokak Kütahya halkının gönlüne dokunma gayretleri için minnettarız kendilerine. Kütahya’nın emini Muhterem Valim, şehrimizin başında ve hayatlarımızda hep var olun. Hürmetlerimle…

Satırlarda buluşmayı başardığımız kıymetli okurlarım, sağlıcakla kalın.

Bu habere de bakabilirsiniz

KERAMİKA DÜNYA MARKALARI İLE AYNI LİSTEDE

Bir İş Bankalı olarak İş Bankası’nın tüm faaliyetlerini gözlemliyorum. Kızım bir İş Bankası emeklisi. Benim …