Anasayfa / Yazarlar / HAMİDE AY / YİĞİDİ ÖLDÜRELİM FAKAT HAKKINI VERELİM.

YİĞİDİ ÖLDÜRELİM FAKAT HAKKINI VERELİM.

Etrafımıza dönüp baktığımızda, herkesin şikâyetçi olduğu bir durum, mutlaka, var. Peki, çevremizde hiç mi iyi bir şey yok?

Sosyal medyada Kütahya ile ilgili birçok mecrayı takip ediyorum. Uzun ya da kısa, hiç fark etmez, yazılanların hepsini de okuyorum. Toplum olarak şöyle bir algımız var: “O, bizden; bu, bizden değil.” Biz, kimiz?

BİZ: Her şeyden önce Allah’ ın bir kuluyuz.

Kütahya, küçük memleket. 1 ay kalsanız hemen hemen herkesi tanırsınız. Tanımasanız da yüz aşinalığı edinirsiniz. Vatandaş olarak hizmet beklemek, en tabii hakkımız. Fakat gördüğümüz ufak bir yanlış, hata; anında ilgili mercileri suçlamaya yöneltmesin bizi. Her şey, her zaman, bizim istediğimiz gibi olmayacaktır. Kaldırım taşının yamuk döşenmesi, yağmurdan tıkanan bir rögar kapağı, o gün; mahalledeki çöplerin alınmaması… gibi eksiklerin ya da birkaç günlük ihmallerin sebebi, tamamıyla bir tek kurum olamaz ki!

Günlük hayatta “Şöyle olsa daha iyi olurdu.” cümlesini sıkça kullanırız. Bildiğimiz ya da bilmediğimiz bir konu olsun olmasın hiç fark etmez. Yeri gelir teknik direktör olur maçı yönetiriz, yeri gelir futbolcu olur “O topa, öyle mi vurulur!” deriz, yeri gelir öğretmen oluruz “Böyle ders mi işlenir!” deriz, yeri gelir Belediye Başkanı oluruz “Şehir, böyle mi yönetilir!” diyerek söyleniriz.

Yanlış.

“Yiğidi öldürün fakat hakkını verin.” demiş atalarımız. Herkes, işinin ehli olmak için bir gayret içerisinde. Fizik kanunlarına göre nasıl bir madde, aynı anda, aynı yerde bulunamazsa bazı taleplerimizin gerçekleşmesi de bir anda olmayacaktır. Yıkıcı değil de yapıcı eleştirmeyi, toplumca öğrenmemiz gerekiyor. Yıllarca okul okuduk. Eğitim için eğitim aldık. Gereği gibi davranmak, boynumuzun borcu. Yıkmak kolaydır fakat gönül inşa etmek, inanın çok zor.

Olaya, kesinlikle siyasi yaklaşmıyorum. Toplumun bir ferdi olarak iletişimin, her şeyden önemli bir mertebede bulunduğunu düşünüyorum. Şehrimizde vatandaş ile hasbihal edip halkın derdini dinlemek için adım atan, üst düzey yetkililerimiz var. Herkes; konuşur, eleştirir fakat dinlemeyi becermek, ayrı bir meziyettir. Bunun için Kütahya Valimiz Sayın Ali Çelik’ e ve Kütahya Belediye Başkanımız Sayın Alim Işık’ a teşekkürü bir borç bilirim. Çıkıp yalnızca konuşabilirler de! Fakat “Var mı bir isteğin?” sorusu mühimdir. Belki “Görevleri, yapacaklar tabii!” diyenler de çıkacaktır içimizden bu satırları okuduktan sonra ama hayır. Kastettiğim tam da bu. Böyle davranmak, kimsenin görevi değil. Yalnızca planlarını ve vaatlerini gerçekleştirmeye çalışan insanlar da olabilirlerdi. İlaveten halkı dinlemek, yanında bir not defteri taşımak ve elindeki defterine talepleri not almak, “Sana, değer veriyorum. Fikrin, önemli benim için.” demek.

Mahallemde bir arsa var. Arsada kocaman bir ceviz ağacı… Uzun yıllar o toprakta büyüdüğü, heybetinden belli. Muhtemelen arsa, satılmış ve oraya, bir bina inşa edilecek. Toprağı, kazmaya başladılar fakat bir yandan da ağaca bakıyorlar. “Ağacı kesin kesecekler.” deyip üzülmeye başladım. Sonra beklemek istemedim ve maskemi takıp evden çıktım. Oradaki amcaya seslendim: “Ev mi yapacaksınız buraya?” dedim. Evet, yanıtını aldım. “Peki, ağaç, size engel olacak mı?” dedim. “Kesilecek, tabii.” dedi. Ben de dayanamayıp “Aslında şuradaki dalını kesseniz durumu kurtarır gibi. Biz, mahallecek ağacımızı çok seviyoruz.” dedim. Amca, sessiz kaldı. Ben de yoluma devam ettim fakat çok üzüldüm. Eve dönene kadar dua da ettim. Döndüğümde; temel için çukuru açmışlar, ağacın da dalını kesmişler yalnızca. Mutlu oldum ama emin olamadım. Ertesi gün, yine pencereden baktım. Ağaç, yerindeydi. Sanırım, vazgeçtiler. Fakat hala inanamıyorum.

Dinimiz der ki: “Bir yanlış gördüğünüzde elinizle düzeltin. Olmuyorsa dilinizle düzeltin. Yine olmuyorsa kalbinizle buğz edin.”

İletişim önemli. Anlatmak ve anlamak kıymetli iki eylem. Bu sadece ağaç olayı için değil; ağzımızdan çıkan her kelime için geçerli.  Yunus Emre’ nin de dediği gibi: “Söz ola kese savaşı/ Söz ola kestire başı/ Söz ola ağulu aşı/ Yağ ile bal ede bir söz.” Sağlıklı, huzurlu ve hayırlı günler temennilerimle…

Bu habere de bakabilirsiniz

SİMAV’I MÜZİĞİYLE TANIMAK

The Sound Of İstanbul filmindeki gibi kentlerin kültürel altyapısında müzik çok önemli bir yapı taşı. …