Anasayfa / GÜNDEM / Gündem / REMZİ GÖREN: “SANATÇI OLMAK İÇİN AHMET YAKUPOĞLU GİBİ OLMAK GEREKİR”

REMZİ GÖREN: “SANATÇI OLMAK İÇİN AHMET YAKUPOĞLU GİBİ OLMAK GEREKİR”

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Uluslararası Ahmet Yakupoğlu Şehir Sanat ve Tasarım Sempozyumu yapılan törenle Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin ev sahipliğinde başladı.

Güzel Sanatlar Fakültesi Kırmızı Salonda düzenlenen açılış törenine Kütahya Valisi Dr. Ömer Toraman, Kütahya Belediye Başkan Vekili Ali İhsan Ertaş, DPÜ Rektörü Prof. Dr. Remzi Gören, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, Kütahya Baro Başkanı Ahmet Atam, Rektör yardımcıları Prof. Dr. Kaan Erarslan, Prof. Dr. Şükrü Şentürk, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı Vekili Prof. Dr. Cem Algın, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Altuncu, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Nafi Güral, Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Veli Oğuz, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Özotraç ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Akademisyenler ve öğrenciler de sempozyuma büyük ilgi gösterdiler.

Sempozyum, Güzel Sanatlar Fakültesi Arş. Gör. Sercan Kehribar’ın hazırladığı Ahmet Yakupoğlu Belgeseli ile başladı.

 PINAR YAZKAÇ: DPÜ DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKAN BİR ÜNİVERSİTEDİR

Belgesel gösteriminin ardından açılış konuşmasını yapan Sempozyum Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Pınar Yazkaç, protokolü ve katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında “Uluslararası Ahmet Yakupoğlu Şehir Sanat ve Tasarım Sempozyumu’nu Güzel Sanatlar Fakültesi’nin ev sahipliğinde yapmaktan gurur duyuyoruz. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi yerli ve milli bir üniversitedir. Vefalı bir üniversitedir. Değerlerine sahip çıkan bir üniversitedir. Bu sempozyum ile Ahmet Yakupoğlu’nun eli, ayağı ve kulağı olacağız. Bu sempozyum UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda yer alan Kütahya’ya değer katan etkinliklerden biri olacak. Bu sempozyumun düzenlenmesinde katkılarını esirgemeyen Nafi Güral’a teşekkür ediyorum. Hepinize hoş geldiniz diyor, saygılarımı sunuyorum” dedi.

 AHMET ALTUNCU: SEMPOZYUMU AHMET YAKUPOĞLU’NA ATFETMEKTEN MUTLULUK DUYUYORUZ

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Altuncu Türkçe ve İngilizce olarak yaptığı konuşmasında protokolü ve katılımcıları selamladı ve Güzel Sanatlar Fakültesi olarak bu sempozyuma ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade etti. Altuncu, “Ev sahibi olduğumuz bu sempozyumun adını Türk kültürüne eserleriyle büyük katkılar sunmuş Ahmet Yakupoğlu’na affetmekten de büyük mutluluk duyuyoruz. Neşeli bir sempozyum olmasını temenni ediyorum ve ‘Hoşgeldiniz’ diyorum” dedi.

VELİ OĞUZ: “BİR MİLLET SANATTAN VE SANATKARDAN MAHRUMSA, TAM BİR HAYATA SAHİP OLAMAZ”

Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Veli Oğuz ise Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz” sözünü hatırlatarak başladığı konuşmasında ‘Tarihi başkalarından öğrenen milletler mazi ve atisi arasında köprü kuramazlar.’ Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sözleri de toplumsal kalkınmanın kültürel alandaki başarıdan da geçtiğine işaret ediyor. Düzenlenen bu sempozyumun verimli geçmesini temenni ediyor, saygılar sunuyorum” ifadelerini kullandı.

NAFİ GÜRAL: “AHMET YAKUPOĞLU’NU EVİNDE AĞIRLAMIŞ AZ SAYIDA İNSANDAN BİRİYİM”

Sempozyumun Ana Sponsoru Kütahya Porselen’in bağlı olduğu NG Grup’un Başkanı Nafi Güral ise “Kütahya için önemli bir gün. Benim için daha da önemli bir gün. Ahmet Yakupoğlu’nun müziğini dinlemiş, sohbetlerinde bulunmuş ve kendisini evimde ağırlamış az sayıda insandan biriyim. Var olan güzellikleri sürdürdükleri ve bu sempozyumu organize ettikleri için Kütahya Dumlupınar Üniversitesine çok teşekkür ediyorum. Sempozyum koordinatörümüz Sayın Pınar Yazkaç’a çabaları için çok teşekkürlerimi sunuyorum. Bu sempozyum için şehir dışından gelen akademisyenlerimize ve bu etkinlikte emeği olan herkese çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

 REMZİ GÖREN: “KÜTAHYA, MUHTEŞEM BİR TARİHİ GEÇMİŞE SAHİPTİR”

Rektör ve Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Remzi Gören sempozyum konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Sözlerime, bize bu güzel günü yaşatan, başta Valiliğimiz ve Belediyemiz olmak üzere, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası, Zafer Kalkınma Ajansı, Gülümser Hatun Termal Otel, Keramika, Hotaş Leziz ve Baştaş Gruba huzurlarınızda teşekkür ederek başlamak istiyorum. Ayrıca, bu sempozyum fikrinin ilk oluşmasından itibaren desteklerini esirgemeyen, düşünceleriyle, fikir ve önerileriyle rehberlik eden Sayın Ahmet Hamdi Nayir Valime de şükranlarımı sunuyorum. Sempozyum başlığından hareketle, şehrimizin doğal güzelliklerine, kadim tarihine, zengin kültür ve sanat değerlerine değinmek, dikkat çekmek istiyorum. Kütahya, doğal güzellikleri henüz keşfedilememiş, bakir, diğer şehirlerin marka olmuş güzellikleriyle kıyaslanabilir muhteşem bir şehirdir. Gediz ilçemizdeki Murat Dağı’nın Uludağ’dan, Simav ilçemizdeki Gölcük Yaylasının Abant’tan, Eski Gediz’in Beypazarı’ndan, her mevsim ayrı güzelliğe sahip Domaniç’in Karadeniz ormanlarından hiçbir farkı yoktur. Tavşanlı ilçemizdeki Göbel, Hisarcık ilçemizdeki Esire, Simav ilçemizdeki Eynal, şehir merkezindeki Yoncalı ve Ilıca hiçbir yerde olmayan kaplıca merkezleridir. Tüm bu güzelliklere Şehir merkezindeki Çamlıca’yı, Radar’ı, Kirazlı Yaylayı, Porsuk’u eklediğimizde, Kütahya’nın doğal güzellikleri bakımından bir marka şehir olduğu ortadadır. Kütahya, muhteşem bir tarihi geçmişe sahiptir, tarih ve medeniyetlerin yazıldığı yerdir. Bunu üniversitemiz tarafından yürütülen Seyitömer Höyüğü kazıları ile Çavdarhisar ilçemizde yürütülen kazı buluntularında görmek mümkündür. Üniversite müzemizde sergilenen Seyitömer Höyük buluntuları, bu coğrafyada yaşayan insanların dokumacılık, çömlekçilik, maden işleme, tarım gibi medeniyetler yaşadıklarını, binlerce yıllık kültürü ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, Aizanoi veya Zeus Tapınağı ile meşhur olmuş Çavdarhisar bir başka tarihi misafir etmektedir. Antik kentler kuşağının bir halkasını oluşturan Kütahya, Çavdarhisar ile İkinci Efes, mağaraların, kaya mezarların, sunakların, şapel ve kiliselerin yer aldığı ve henüz el sürülmemiş güzellikleriyle 3000 yıllık tarih olan Frig Vadisi ile Anadolu’nun İkinci Kapadokya’sı olmaya adaydır.

 “KÜTAHYA SADECE TARİHİN YAZILDIĞI DEĞİL, AYNI ZAMANDA TARİH YAZAN BİR ŞEHİRDİR”

Kütahya sadece tarihin yazıldığı bir yer değil, aynı zamanda tarih yazan bir şehirdir. Germiyanoğlu Beyliği, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı tarihinin kesişim noktası olması, Kütahya’nın bir başka tarihi zenginliğini ortaya koymaktadır. Kütahya, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Gazi’nin Ninesi Hayme Ana’nın kabrinin Domaniç’te olması nedeniyle kuruluşa, Başkomutanlık Meydan Muharebesinin kazanıldığı topraklar olan Dumlupınar’a ev sahipliği yapması nedeniyle kurtuluşa mekân olmuş bir şehirdir. Sahip olunan kültürel değerler, Kütahya için ayrı bir sayfadır. Şehrin kültürle yoğrulmuş kentsel dokusu olan Kossuth evi, Defterdar Konağı, Hacı İsmail Efendi evi, Bandımzade Evi, Germiyan Konağı gibi kentin çekirdek mahallelerinde yaşayan eski Kütahya evleri şehrin çok ciddi marka değerlerini yansıtmaktadır. Kütahya’ya özgü yemek ve içecekler olan Sıkıcık, Cimcik, Dolamber Böreği, Gökçümen Hamursuzu, Tosunum, Kızılcık Tarhanası, Tekke Çorbası, Küp-eti, Şipit, Soğan dolması, Doldurma Kabak Tatlısı, Sütlü İncir Tatlısı, Kötdür sucuğu, Namaz Lokması, Gelincik şerbeti ve Doğu şerbeti kültürün bugüne yansıyan ağız tatlarıdır. Doğu Yatağı ve Sünnet yatağı kültürü sadece Kütahya’da yaşatılmaktadır. Ayrıca düğünlerde Kütahya kadın kıyafet kültürü halen yaşatılmakta, Zeybek, her ne kadar ege yöresine ait bir kültür olsa da, aslına uygun Kütahya’da yaşatılmakta ve markalaştırılmaktadır. Ayrıca Kütahya’nın kültürel farkını oluşturmaktadır. Ramazan neşesi çocukların Küpeciğini hiçbir yerde göremez, tescilli muhabbetler olan Gezek kültürü çok az şehirde görebilirsiniz.

Kütahya sanat ve sanatçı şehridir. Hisarlı Ahmet ile müzikte, Şeyhi ile şiirde, Ahmet Yakupoğlu ile resimde sanatın zirvesinde yer alan bir şehirdir; sanat şehri olduğunu tüm dünyaya ilan etmiş, tescilli bir şehirdir. Başta Çini olmak üzere, sanat eserlerindeki zenginlik ve bu zenginliğin devamlılığındaki başarısı ile UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağını hak etmiş bir şehirdir. Kütahya Çini’nin yanı sıra gümüş işlemeciliği, halı ve kilim dokumacılığı, nakış, iğne oyacılığı, resim, hat, ebru, tezhip gibi el sanatlarını yeniden değerlendirme ve bu alanda marka şehir olma fırsatı yakalamış bir şehirdir.

 “SANATÇI OLMAK İÇİN AHMET YAKUPOĞLU GİBİ OLMAK GEREKİR”

Herkes sanatla uğraşabilir, ama herkes sanatçı olamaz. Sanatçı olmak için çıraklık gerekir, bir sanatçının elinde pişmek gerekir, alın teri gerekir, zaman gerekir, en nihayetinde sanatseverlerin onayı ve teveccüh gerekir. Sanatçı olmak için Ahmet Yakupoğlu gibi olmak gerekir. Merhum gibi mütevazı olmak, adanmış olmak, bir de sanata âşık olmak gerekir. Hz. Mevlana “Sen, nasıl ululuğa âşıksan bir sanatkâr da mesela demirciliğe âşıktır. “ der.  Merhum Ahmet Yakupoğlu ahlak anlayışını, ruh yapısını, dünya görüşünü eserlerine aksettirmiş, “Her kap, sadece içinde olanı dışa sızdırır” sözüne uygun yaşayan, eser üreten ender sanatçılardan biridir.

Ahmet Yakupoğlu, tıpkı Kütahya’nın meşhur çınarları gibi çınar, kaplıcaları gibi sıcak, pınarları gibi aziz, Domaniç dağları gibi tablodur. Ahmet Yakupoğlu, bir yandan gözümüzü dinlendiren resim, diğer yandan ruhumuzun dinlendiren neydir.

Ahmet Yakupoğlu Allah vergisi yeteneğe sahip, ender bir şahsiyettir. Sanat çeşitliliğindeki zenginliğine ve meşhurluğuna rağmen, yaşantısı bir o kadar mütevazı ve derviş meşrep biri olan Merhum Ahmet Yakupoğlu’nu hayırla yâd ediyor, kendisine bir kez daha rahmet diliyorum.

Siz çok değerli, seçkin, saygı değer bir topluluğu saygı, sevgi ve muhabbet selamlıyor, güzel ve faydalı bir sempozyum geçirmenizi diliyorum.

 ÖMER TORAMAN: “KÜTAHYALILAR YAKUPOĞLU’YLA NE KADAR GURUR DUYSALAR YERİDİR”

Kütahya Valisi ve Sempozyum Onursal Başkanı Dr. Ömer Toraman, Kütahya Valiliğine 15 gün kadar önce atandığını anımsatarak, “Görevime başladıktan sonra Ahmet Yakupoğlu’nu araştırdığımda gördüm ki, Kütahyalılar Ahmet Yakupoğlu ile ne kadar gurur duysalar yeridir. Her sanatçı şahsına münhasırdır. Ahmet Yakupoğlu da öyle. Onu araştırırken fark ettiğim şeylerden biri, pek çok sanatçı gibi İstanbul’da eğitim alsa da, o memleketine geri dönmüş. Bu durum kendisini ayrı kılıyor. Az önce gösterilen belgeselde gördüğüm bir şeyden çok etkilendim. Ahmet Yakupoğlu, Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin kendisine verdiği fahri doktora unvanını gözleri yaşlı bir biçimde öpüp başına koyması, buna bir kutsiyet atfetmesi beni çok etkiledi. Ben Ahmet Yakupoğlu’na fahri doktora unvanı veren Kütahya Dumlupınar Üniversitesine gösterdiği kadirşinaslıktan ve ölümünün ikinci yılında akademisyenlerimizi bir araya getirerek böyle anlamlı bir etkinlik düzenlemesinden dolayı teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından sempozyumun düzenlenmesinde katkıları bulunan kişi ve kuruluşlara plaket sunuldu. Kütahya Valisi Dr. Ömer Toraman, NG Yönetim Kurulu Başkanı Nafi Güral’a, Rektör Prof. Dr. Remzi Gören, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli, Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Veli Oğuz ve Kütahya Belediye Başkan Vekili Ali İhsan Ertaş’a, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Vural Kavuncu Keramika Genel Müdürü Emin Yüce ve Gülümser Hatun Termal Hotel Yönetim Kurulu Başkanı Mete Tetik’e, Kütahya Barosu Başkanı Ahmet Atam Baştaş Grup Yönetim Kurulu Başkanı Osman Baş’a, Kütahya Belediye Başkan Vekili Ali İhsan Ertaş Hotaş Leziz Genel Müdürü Hasan Öncel’e ve Rektör yardımcısı Prof. Dr. Kaan Erarslan da KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Özotraç’a teşekkür plaketi sundu.

SEMPOZYUMDA İKİ SERGİ ZİYARETÇİLERE AÇILDI

Açılış töreninin ardından katılımcılar Ahmet Yakupoğlu’nun Fırçasından Anadolu ve İstanbul Sergisi için Frigya Sergi Salonu’nda bir araya geldi. Salonda Ahmet Yakupoğlu’na ait çeşitli tekniklerle hazırlanmış 39 tablo sergilendi. Katılımcılar daha sonra Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki Uluslararası Ahmet Yakupoğlu Şehir Sanat ve Tasarım Sempozyumu Karma Sergisinin bulunduğu salonda yer alan eserleri incelediler.

AÇILIŞ OTURUMUNDA AHMET YAKUPOĞLU ANILDI

Sempozyumun ikinci bölümü, Ahmet Yakupoğlu’nun arkadaşı Mustafa Kalyon’un konuşmasıyla başladı. Açılış oturumunda  Prof. Dr. Nurhan Atasoy, Prof. Dr. Uğur Derman, Prof. Dr. Devrim Erbil, Prof. Dr. Kıymet Giray, Prof. Dr. Fatma Çiçek Derman, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Nuri Uygun, Prof. Dr. Aydın Ayan, Günseli Kato ve Prof. Dr. Nihat Boydaş sempozyuma konuşmacı olarak katıldılar.

Açılış oturumunda konuşmacılar Ahmet Yakupoğlu ile ilgili  hatıralarını katılımcılara aktardılar.

Açılış oturumunun sonunda Kütahya Belediye Başkan Vekili Ali İhsan Ertaş ile Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Güzel Sanatlar Fakültesi dekanımız Prof. Dr. Ahmet Altuncu konuşmacılara plaket sundular. Sempozyumun ilk günü Gülümser Hatun Termal Hotel’de düzenlenen gala yemeği ve konserle son buldu. İki gün sürecek sempozyumun son gününde düzenlenecek oturumlarda sempozyum bildirileri sunulacak.

 

Bu habere de bakabilirsiniz

VALİ TORAMAN: “ÖNEMLİ BİR ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİ YAŞANDI”

Kütahya Otizm Derneği tarafından 3 Aralık Dünya Engelliler Günü sebebiyle bir program düzenlendi. Burada konuşma …