Anasayfa / Esat Anık / SEVMEK

SEVMEK

“Sevmek mi güzeldir, sevilmek mi?” diye sormuştu dostlardan biri…
Sevilmek demiştim… Hele sevmeyi bilmeyen bir “yaratılmış” ın sevildiğini bilmesi kadar önemli ve güzel bir şey olabilir mi? Böylece sevmesini öğrenecek ve “aşkın kaynağı” nı bilecek…
Eğer “En Sevgili” yi; bir gencin sevgilisine olan aşkı kadar sevemiyorsan ve hele hele adını (o gencin sevdiğinin adını andığı kadar çok) zikredemiyorsan yazıktır.. Ve dahi, şu hikâyedeki genç kız kadar sevgi taşıyamıyorsan hiçsindir, hiç… Yani “hiç” leriz.

* * *
Anonim bir hikâye paylaşalım sözün burasında…
* Kızgın güneşin altında asasına dayanarak bozkırın ortasında menziline giden derviş, bir genç kıza rastlar..
Kızın yanakları güneşin etkisiyle al al olmuş, koşar adımlarla bir yöne doğru gitmektedir. Derviş seslenir:
“Ey güzel kızım! Nedir bu telâşın.. Acele acele bu bozkırın ortasında nereye gidersin? O sepette ne taşırsın?”

Gelenin bir derviş olduğunu gören kız çatlayan dudaklarına aldırmadan gülerek: “Derviş baba! Şu taaa ilerde, uzakta bir tarla var ya.. İşte orada sevdiğim çalışır.. Ona elma götürüyorum.. Susuzluğunu bari gidersin..”

“Ne güzel!” der derviş.. “Peki, kaç elman var sepetinde?”
Kız hiç tereddüt etmeden: “İlahi derviş… İnsan sevdiğine götürdüğü hediyeyi sayar mı hiç?”
O anda, yaşlı derviş gayrı ihtiyarî elindeki tespihi koparıverir… *

* * *
Siz bakmayın şu kadar (…) zikredersen, şu kadar misli ecri vardır.. Veya şu kadar (….) tesbihin sevabı 70 bin mislidir gibilerine.. “En Sevgili” çok zengindir… O’ nun hazinesi vermekle tükenmez… Sayılara, katmerlere ihtiyacı yoktur…
Eğer gerçekten çok seviyorsak, tespihin ipini koparacağız… Yaradan’ı ve tüm yarattıklarını severken de sayılara esir olmayacağız…

Bu habere de bakabilirsiniz

AKIL YÜRÜTME / ANALİTİK DÜŞÜNEBİLME

Eğitimin sadece konuşulduğu, hayata geçirilemediği gelişmekte gecikmiş ülkelerde bilimin temel kaynağı kitaplardır. Bu gibi ülkelerde …