Anasayfa / Yazarlar / AKLINA İLK GELENİ YAPAN GENELLİKLE ÇOCUKLARDIR…

AKLINA İLK GELENİ YAPAN GENELLİKLE ÇOCUKLARDIR…

Evet, doğrudur, gözlemlenmiştir, kanıtlanmıştır. Çocuk ilk aklına geleni yapar veya hemen yapılmasını ister. Yapamadığında ya da isteği yerine getirilmediğinde tepki gösterir. Bu tepkiler çocuktan çocuğa farklılıklar gösterse de genellikle ağlama, ağlayarak isteğini yerine getirme şeklinde görülür. Çocuk böyle davranarak ilgiyi üzerinde toplar ve istediği hedefe ulaşır. Bu böyledir çünkü çocuk duygularını kontrol edemez ve hemen açığa vurur.

Anne –  babaya ve çocuğun birinci derece yakınlarına düşen görev ise çocuğun duygularını ifade etme becerisini kazanmasını sağlayacak tavır ve davranışlar sergilemeleri, çocukla sağlıklı sözel ve duygusal iletişim kurmalarıdır. Hiç unutulmaması gereken ise eğitim sürecinin sabır ve emek gerektirdiğidir.

Anne babalar, oto kontrol de dediğimiz öz disiplin becerisini çocuğuna kazandırdıkça çocuk tepkisel davranmayı bırakıp, yaşına uygun düşünerek ve güvendiği büyüklerine (anne, baba, büyükanne, dede, vb.) danışarak karar vermeye başlayacaktır.

Çevremizde ve sosyal medyada üzülerek görüyoruz ki yetişkin görünümlü ancak zihinsel olarak çocuk gibi davranan yetişkin nüfusumuz hızla artıyor. Çocukluk yaşı sonu 30 lu yaşlara, ergenlik dönemi sonu 40 lı yaşlara kadar uzamış gibi görünüyor.

Ani ve tepkisel kararlar o kadar çoğaldı ki, takvim yaşı büyümekle birlikte çocukluktan / ergenlikten çıkma yaşı da gittikçe uzuyor. Biz bu duruma yetişkin görünümlü çocuklar dönemi diyebiliriz gibime geliyor.

Oto kontrol (öz disiplin) çocuğu ve bireyi olgunlaştırdığı gibi, aynı zamanda onları başarıya ve mutluluğa götürecek bir kazanımdır. Yani öz disiplin; düşünebilen, sorgulayabilen, sonucu öngörebilen, bir de karşı pencereden bakabilmeyi deneyen, eleştirel düşünme becerisi kazanmış ve duygu- mantık ilişkisini dengeleyebilen bir eğitim ve kazanımdır.

İşte eğitim dediğimiz tam da budur. Yani çocuğun hayatın içinde olması, yaşına uygun karar süreçlerine katılması, kararlarının sonucunu kabullenmesi, deneyimleyerek öğrenmesi, hayata müdahil ve aktif olmasıdır.

Unutmayalım ki öz disiplini gelişmemiş birey yani, öz güven kazanamamış, soyutlama kavram yeteneği gelişmemiş kişi özetle PASİF İYİ diyebileceğimiz bir kişiliktir. Bu kişilik hem kendisine hem çevresine hem de ülkesine ciddi bir sorun oluşturur. Pasif iyinin kendisine, çevresine, ülkesine ve insanlığa olumlu bir katkı sağlaması düşünülemez.

Özellikle ve ısrarla vurgulayalım ki öz disiplini gelişmemiş pasif iyi kişilik             etliye- sütlüye karışmayan, sorumluluk almaktan kaçınan, istenmeyen sonucu başkasının hatasına bağlayan,  “ben bilmem ……. bilir” diyen, mahalli tabirle “neminurum- neminazım”cı kişilik olarak aktif kötünün büyümesi ve gelişmesi için tam da aradığı yaklaşım tarzı ve zeminidir.

Çocuğumuzun / çocuklarımızın öz disiplinlerinin geliştirilmesi, duygusal, bilişsel ve zihinsel gelişim kazanabilmeleri öncelikle anne ve babaların görevidir. Anne- Babaların bu görevlerini üçüncü kişilere ve kurumlara devretmemeleri gerektiğini bilmeleri çok önemlidir.

Anne ve babaların öncelikle çocuklarıyla konuşabilmeleri, iletişimi uygun ve seviyeli bir dil ile sağlamaları, çocuklarıyla bol bol somut oyunlar oynamaları, bu konularda gerekirse profesyonel destek almaları, onları elektronik yani telefon, tablet ve bilgisayar oyunlarından olabildiğince uzak tutmaları, çocuklarına yapabilecekleri en büyük iyilik olacaktır. Bu süreç ülkemizin, insanımızın ve tüm insanlığın da geleceğine yapılmış en ciddi yatırım olacaktır.

Öz disiplini, öz güveni, akıl yürütme ve muhakeme becerisi, soyutlama kavram yeteneği gelişmiş, çevresiyle ve insanlarla sağlıklı iletişim kurabilen bugünün çocuk ve gençleri Ülkemizin ve tüm dünyanın huzur ve refahını sağlama amaçlı aktif iyiler olarak yarınlarımızın ve geleceğimizin mimarları olacaklardır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün de muasır medeniyet seviyesini yakalayabilmenin temel dinamikleri olarak, çocuklarımız ve gençlerimizin yukarıda bahsetmeye çalıştığım eğitim, donanım ve kazanımlara sahip olmaları gerektiğini kastettiğini düşünenlerdenim.

Sevgiyle kalın…

 

 

 

Bu habere de bakabilirsiniz

OLGUNLAŞMA ENSTİTÜSÜ

Bu ismi duyanların (özellikle de yaşları kırkın üzerindeyse) akıllarına hemen İstanbul’un o meşhur Olgunlaşma Enstitüsü …