Anasayfa / GÜNDEM / Gündem / Önfikir

Önfikir

Sevgili Okuyucularım

Bazen çok doğru bildiğini zannettiğin bir şeyin yanlış olduğunu, bazen de yanlış olduğuna neredeyse yemin edeceğin bir şeyin doğru olduğunu görüyoruz yaşam içinde.

Aslında bundan alınacak en önemli mesaj da herhalde şu:

                “Ön fikirli olmamak”

En doğrusu benim söylediğim!

Söylediğin kesinlikle yanlış!

…nın söyledikleri tamamen doğru!

Kalıbımı basarım!

Bu ifadeleri o kadar çok kullanıyoruz ki yaşamımızda. İnanın birçoğunda düşündüklerimiz her zaman doğru bile değil.

Bakın rahmetli Adnan Menderes’e neler oldu hatırlayalım mı?

Ya da Adnan Menderes’e neler yaptık mı demek daha doğru?

Bilemedim ki. Hadi siz okuyun ve kararı da siz verin.

Takvimler 17 şubat 1959’u gösteriyor.  Zamanın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Adnan Menderes’in içerisinde bulunduğu “TC-SEV” isimli THY uçağı Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuracak görüşmeleri yapmak üzere Londra Antlaşması için ingiltere’ye gitmektedir. Uçak, Londra’nın merkezine daha yakın Heatrow Havalimanı´na inecekken, kontrol kulesi tarafından aşırı sis uyarısıyla 25 kilometre daha güneyde bulunan Gatwick Havalimanı’na yönlendirilir. Yoğun sis orada da mevcuttur ve Adnan Menderes ile beraberindeki delegasyonu taşıyan uçak Londra yakınlarda ormana düşer. Uçak, yerde sürüklendikten sonra her iki kanadı kopmuş ve taklalar atarak parçalanmıştır. 21 yolcu taşıyan uçaktan maalesef pilot ve uçuş ekibinin de içinde olduğu 14 ölü ve 6 yaralı çıkarılır. Kazadan yara almadan kurtulan tek kişi ise başbakan Adnan Menderes’tir.

Adnan Menderes kaza sonrasında İstanbul Atatürk Havalimanına dönüşünde yüzbinler tarafından
karşılanır; halkın sevinç gözyaşları içinde uğruna develer kurban edilir.

Sonra?

Bakalım sonra neler oldu rahmetli Adnan Menderes’e

1960 ihtilali ile başa geçen cuntacıların bağım(!)sız  askeri hakimleri tarafından incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerle bahaneler üreterek suçlu bulup Yassıada cezaevine gönderdiler onu. Ardından, onu bize bağışladı diye şükredip kurbanlar kestiğimiz Adnan Menderes’i 17 Eylül 1961 de hep birlikte idam ettik.

Sonra?

Sonrası daha mı hazin bilemiyorum

Aradan yıllar geçer. Zamanın Başbakanı Turgut Özal, Adnan Menderes’in idamının ona bir haksızlık olduğunu ifade ederek “iade-i itibar” için naaşını milyonların katıldığı bir törenle yaptırdığı ve daha sonraki yıllarda vefatının ardından kendisinin de defnedileceği özel mezarlığa naklettirir.

Eeeee

Bu ne perhiz? Bu ne turşu?

Önce kurtuldu diye kurbanlar kes, dualar et, hatimler indir. Sonra suçlu bulup idam et. Yıllar geçsin bu sefer “pardon” deyip devlet mezarlığına göm.

Afedersiniz ama

Kurbanları kesen Yunanistan, idam eden İran, devlet mezarlığına nakleden Afganistan da benim haberim mi yok.

Hepsini yapan biz değil miyiz arkadaş?

Milletçe alkışladığımız taban tabana zıt o kadar çok olay var ki.

1980 anayasasına %92 kabul oyu veren, sonra “bu ne biçim anayasa” diye ortalığı yıkan da yine biz değil miyiz?

Nereden mi geldik buraya?

Başa dönüp hatırlayalım. “Önfikir” di konumuz.

Değerli okuyucular

Görüyorsunuz ya doğru bildiğiz şey bile zamana, yere, şartlara göre nasıl da değişkenlik gösteriyor. Çok meşhur bir söz vardır.

Değişmeyen tek şey değişimdir” demiş Yunanlı filozof Herakleitos.

Ne kadar doğru değil mi?

Son zamanlarda birçok basın ve yayın organında inanç ve zihniyetine aykırı gördüğü ataları hakkında veryansın eden, dünü bu günün şartlarında yargılayan birçok yazı okuyorum.  Kimisi Turgut Özal’a saldırıyor, kimisi Abdülhamit’e. Kimisi televizyondan öğrendiği Şehzade Mustafa”yı, yani kendi oğlunu boğduran Kanuni Sultan Süleyman a sövüyor, kimisi Vahdettin haindi diyor. Kimisi de Atatürk’ü rakı içiyor diye yargılamak istiyor.

Sevgili dostlar

Ecdadımızda çok şükür hain çok ama çok azdır. Yok diyemem. Bir elin parmakları bir değildir. Ne var ki ecdadımızı kötülemek bize bir şey kazandırmaz sadece kaybettirir. İnsanları yargılarken onların birer canlı olduğunu, hatası ve sevabıyla kusursuz olmadıklarını bilerek yaklaşmak gerekir. Bizim için, toplum için “görevini en iyi yapan insan en vatansever insandır”. Onları kötülemek sadece bizi küçültür. Biz Atatürk’ü rakı içip içmemesiyle, sigara tüttürmesiyle değil, bizleri tek bir çatı altında toplayıp topyekün bir ülke olma yolunda attığı adımlardan dolayı seviyoruz. Bu ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olması için yaptığı mücadelelerden dolayı hayranız.

Anlatamadım mı?

Devam edelim öyleyse

Bakınız 2015 yılında Belçika da NATO zirvesi yapıldı. Bu toplantıya katılanlardan biri Lüksemburg un homoseksüel başbakanıydı. Görevinin ikinci yılında resmen bir hemcinsi ile evlenmişti.  İlginç olan bundan sonra başlıyor. Toplantıya katılan ülke liderleri bir araya geldiğinde, eşleri de müze gezisine katıldılar. Bizim de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşiyle katılmıştı NATO zirvesine. Başkanlar toplantı halindeylen müzeyi gezen “first lady”ler arasında bizim Firs Lady’miz Emine Erdoğan ın tam arkasında Lüksemburg Başbakanının eşi Destenay vardı. Topluca fotoğraf verdiler basın mensuplarına. Bütün first lady ler arasında onların hemcinsi olmayan bir adamla.

Ne tuhaf değil mi?

Değil

Hiç de tuhaf değil.

Ne demiştik? Bizim için en önemli şey o kişinin görevini en iyi yapmasıdır. Kişisel tercihleri, giyimi, kuşamı bizi hiç ama hiç ilgilendirmez.  İlgilendirmemeli. Belki ilk etapta alışkın olmadığımız bu sahneye tebessüm edebiliriz. Hatta argo bazı kelimelerle bu tebessümü kahkahaya da çevirebiliriz. Ama hepsi o kadar.

Asla ama asla yargılayamayız. Yargılamamalıyız. Yoksa hata yapan biz oluruz.

1990’lı yılların başında deniz kuvvetleri tatbikatını seyretmeye giden zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gazetelerdeki resimlerini hiç unutmuyorum. Etrafında üniformalı generaller. Aralarında Turgut Özal beyaz şort ve başında bodrum kasketi ile eşi Semra Özal ın elinden tutuyor. Ne kadar garipsemiştik değil mi? Hatırladınız mı fotoğrafı?

Bu kıyafetle bir cumhurbaşkanı askeri bir tatbikata gider mi yahu?

Gider efendim gider

Alışırsınız…Alışırız…Alıştık.

Dün yanlış gelenler bugün normal olmaya başladı.

O halde siz siz olun hiç kimseye hiçbir şeye önfikirli yaklaşmayın.

Hata yapan siz olursunuz

 

 

Kalın sağlıcakla

 

 

Dr. Soner KURTOĞLU

Mail                       :  sonerkurtoglu@yandex.com

Whatsapp           :  0533-270 25 50

 

Bu habere de bakabilirsiniz

TÜRKÇEYE FARKINDALIK PROJESİ

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencileri, yürüttükleri “Türkçeye Farkındalık Projesi” kapsamında, …