Anasayfa / Yazarlar / Adil Özkan / BENİM GÖZÜMDE ATATÜRK

BENİM GÖZÜMDE ATATÜRK

Değerli okurlar,

Bir milletin başına gelebilecek ne kadar felaket varsa hepsiyle haşır neşir olduğumuz geçmiş yıllar ve 15 Temmuz olayı ne biz böler ne de büyük Ata’yı ve arkadaşlarını unutturur.

Artık yıllar öncesi gibi 10 Kasımlarda yas tutmakla Ata’yı anmıyoruz. Onun bir fani olduğunu bilerek, ölümü sonrasında Onun başardığı büyük işleri inceleyip anlamaya, kendisini her yönüyle tanımaya çalışıyoruz. Zaten kalplerimizden çıkardığımızı zannetmiyorum. Evet 79 yıl geldi geçiyor. Ve de sonsuza dek geçecek. 1948 yıllarında ilkokul sıralarında idim. Yakalı önlüğümüz vardı. Annem yakamı takamadığı için ağlıyordu. Anne annem de ağlıyordu. Anne annem 13-14 yaşlarında Ata başını okşamış Balıkesir’in bir nahiyesinde ağabeysi tren  istasyon şefiymiş. Yöre kadınların Ata’yı görmek için gelmişler. Anne annemde ön sırada genç kız. Bu vesile ile Büyük önderi görmüş, hep anlatırdı. Ve ilkokul-ortaokul çağlarında 10 Kasım ağlamakla gün geçirirdik. Tabii ki konuşmalar olur, törenler olurdu; ancak bizler Atatürk’ü erişilmez bir ruh alemiyle sever ve özlerdik. Şunu bilirdik; Atatürk ve arkadaşları olmasa bugün bağımsız bir millet ve devlet olamazdık. Ancak Lise çağlarında liderliğini anlamaya başlamıştım. 10 Kasımlarda trenlerde konuşmalar yapardım. Kütahya Valisi Rahmetli Saner Arman beyle 10 Kasım öncesi bir konuşmamda: “-Sayın Vali Bey Atatürk müziği severmiş. Onun sevdiği şarkı ve türkülerden bir kare çıkarıp konser veremez miyiz? Hem çocuklara ve gençliğe verdiği değerin bir örneği olur. Sinemalar o gün kapanıyor. Ücretsiz kahramanlık filmleri gösterilmiş.” dedim. Soner bey “-düşüneceğim.” dedi. Ama “-Müzik korosu çocuklarda nasıl olur.” diye sordu. Bende, “-Kültür Md. Ahmet Yıldız Bey çocukları müzik çalıştırıyor.” dedim.

Ve o 10 Kasım günü, bugünkü Pazar yerindeki eski eserler kütüphanesi salonunda Anma Töreni olurdu. Prof. Cem Aşkun ve ben konuşmalarımızı yaptıktan sonra Sn. Ahmet Yıldız idaresinde çocuk korosu sahneye çıktı.

Türk Milletinin Atatürk’ü unutulması imkânsızdır. Önemli olan Onu nasıl hatırlayacağımızdır. O’nu tabulardan sıyrılmış bir insan olarak hatırlamaya devam etmeliyiz. O’na gerçekten layık olduğumuzu kanıtlayacaktır. Bu Atatürk’ü küçültmez, tersine bir insanın maddi varlığının tüm doğal zaaflarına rağmen ne kadar yücelebileceğini göstermesi bakımından büyültür.

Değerli okurlar; Atatürk’ün dış dünyaya etkisi ise bizim Türkiye’den kavrayabileceğimizin çok üstünde olmuştur. Bu etki kabul edilse de edilmese de şu bir gerçektir ki en ziyade dünyada bir çok özellikle Müslüman ülkelerde etkisini göstermiştir.

Atatürk’ün her Türk’ün gönlündeki hatıralarının bundan 79 yıl önce  olduğu kadar diri olduğuna şüphe yoktur. Atatürk büyük bir kumandan ve devlet adamı büyük bir milliyetçiydi.

“Milli Birlik ve beraberlik” ilkesi milli egemenlikle ve Milli Bağımsızlıkla çok yakından ilgilidir.

Özellikle bu buhranlı günlerimizde bu cümlelerim önemlidir.  Tüm dış mihraklar, bizi içeriden oymaya çalışıyorlar. Milli birlik ve beraberlik, milletçe birliği, bir arada yaşamayı ve bütünlüğü belirtir. İşte bu da Ata’nın bize bıraktığı bir mirastır.

Çünkü Türk-Müslüman milletini (ırk, mezhep ve sınıf kavgalarıyla bölmeye kalkışacak olanlara karşı en sağlam savunma aracı, milli birlik ve beraberliktir.”

Mustafa Kemal, Türk milletinin bağrından doğmuş bir milli kurtuluş hareketini dağınıklıktan kurtarıp birleştiren, canlandıran, örgütleyen, askeri ve siyasi alanlarda zafere ulaştıran büyük önderdir.

Yaşarken olduğu kadar, öldükten sonra da dünyayı ve uluslararası kurulları bu ölçüde etkileyebilen, sevilen, sayılan bir önder her zaman rastlamak mümkün değildir. Türk Milletine tarihler boyunca büyük hükümdarlar nasip olmuştur.

Ama ne yazık ki sayıları çok az olsa da her devirde olduğu gibi haddini bilmeyen kişiler çıkarak, tutarsız hareket ve sözlerle Ata’ya laf ediyorlar.

Bilmezler ki İngilizlerin kışkırttığı maddi manevi yardım ettiği Yunanlılar denize dökülmeseydi, Antep-Marş-Antalya gibi tüm işgal edilmiş bölgelerimiz milli bir ruhla şahlanmasaydı, Atatürk ve arkadaşları bu kıvılcımı yakıp, başta olmasalardı, haddini bilmeyen bu insanlar acaba dünyada olurlar mıydı veya nerede bu lafları söyleyebilirler miydi?

Yüce Atatürk,

Bugün, her zaman olduğu gibi ve her günden fazla seninle iç içeyiz.

Başlarımız, Türk olmanın engin mutluluk ve gururu ile dimdik, gözlerimiz çakmak çakmak ileriye bakmaktayız. Milletçe bu yolda sonsuza dek hür ve bağımsız olarak el ele, omuz omuza ilerleyeceğiz.

Aziz hatıran bütün tazeliği ve gönüllerimizi ısıtan sıcaklığı ile yüzyılları aşacaktır. Nur içinde yat.

Bu habere de bakabilirsiniz

TÜRKÇEYE FARKINDALIK PROJESİ

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencileri, yürüttükleri “Türkçeye Farkındalık Projesi” kapsamında, …