Anasayfa / GÜNDEM / Ahmet Yakupoğlu’nun Kütahyası ,Neyzenler Diyarı Kütahya nasıl oldu?

Ahmet Yakupoğlu’nun Kütahyası ,Neyzenler Diyarı Kütahya nasıl oldu?

Ahmet  Yakupoğlu’nun Kütahyası  ,Neyzenler   Diyarı  Kütahya nasıl oldu?

Ressam Ahmet Yakupoğlu  yalnızca resimle meşgul olmayıp Akademideki hocası Halil Dikmenden aldığı ney dersleri sayesinde ,Kütahya daki evinde neyi meşk yoluyla gençlere sevdirip yakın çevresindeki insanlardan oluşan mini bir ney gurubu oluşturmuştu.

Ressamın hayatında önemli rol oynayan ve fikir ve gönül dünyasının baş aktörü duayeni Hocası Prof. Süheyl Ünver’den tasavvufi yanını tamamlamaya çalışmıştır.Hocasının; ‘Sadece tüketerek yaşadıktan sonra iz bırakmadan kaybolmak, en büyük günahlardandır sözü onda tesir etmiş yolunu aydınlatmıştır.Nitekim değerli akademisyenYrd.Doç.Dr.Mehmet Nuri Uygun hocamız Yakupoğlunun ney ile tanışmasını şöyle ifade etmişlerdir; ‘Hocası Süheyl Ünver’in tavsiyesi ile ney üfleme aşkına düşer. Resim hocası Feyhaman Bey ile Neyzen Emin Dede’ye giderler.

              Ney üflemeyi öğrenme azmi durmadan devam ederken, Süheyl Ünver tarafından resim yapmak üzere Sümbülî Tarîki son Şeyhi Nurullah Kılınç’a gönderilir. Bu sırada kendisi resim yaparken Merkezzâde Nurullah Efendi’ye bir genç gelir ve ney meşk ederler, Yakupoğlu bundan çok etkilenir ve kendisinin de ney üflemek istediğini Nurullah Efendi’ye açar; “Bende sol açılmış bir Mansur ney var, üfleyemiyorum” der. Nurullah Efendi’de “Getir bakalım.” deyip ilgilenir ve neyin arka deliğini sağa alır. Böylece derslere başlarlar. Fakat, Nurullah Efendi çok yaşlandığı için bu derslere uzun süre devam edemezler. Nurullah Efendi, beyaz fildişi baş pareli ve ortasında gümüş bilezik bulunan şah akordu neyini vefatından önce Yakupoğlu’na bırakır. Akademi döneminden sonra Nurullah Kılınç’la yaptığı meşkin ardından kendi kendine çalışmaya devam eder.  

Yakupoğlu’nun ney öğreniminde bir süre de Süleyman Erguner’den yararlandığını yazdığı notlardan öğreniyoruz.[1] İstanbul’dan ayrı kaldığı süreçte kendini bu sazda geliştirmiş, Halil Dikmen’e talebe olmadan önce dönemin mûsikî yayınlarında en önemli rolü oynayan radyo programlarına bile katılmıştı. O dönemde Rebab icracıları Sabahattin Volkan ve Edip Seviş ile İstanbul Radyosu’nda “Rebab’dan Sesler” isimli programda altı ay süreyle ney üflemişti.[2] Bu proğramlarda zaman zaman  Süleyman Erguner’le birlikte de ney üflemişlerdi.[3]  Yakupoğlu’nun meşk hayatında şah akordun yeri her zaman başkadır. Yakupoğlu,  Halil Dikmen ile yaptığı meşklerde ve kendi öğrencilerine yaptırdığı meşklerde çalışılan akort, her zaman şah ney akordu olmuştur. Yakupoğlu, ney sazında neden şah akort seçilmeli sorusunun cevabını zaman zaman yapılan sohbetlerde şöylece vermektedir: “Neyimiz saraylarda, tekkelerde üflenmiş akorttu, şahtı. Şimdiki fasıllarda, topluluklarda,

konservatuarlarda çalınan düdüklerden değildi. Son derece vakur ve tesiri olan karşısındakini adeta sihirleyen bu akortla ağır beste, hafif beste ve semaî üfleniyordu.”[4]

Ahmet Yakupoğlu’nun Kütahya ya  bir diğer önemli hizmeti ise ; şehrin Neyzenler Diyarı olarak anılmasını sağlamıştır.Kütahya’da kendi evinde , Türk Musikisi çalışmaları haftanın iki akşamı Kütahya’da gezek adı verilen musiki toplantıları düzenleyerek gençlere sevdirmiştir.

Bakınız o günleri talebesi Ahmet Yıldız nasıl anlatıyor; ‘Onun nezaretinde ve eğiticiliğindeki bu toplantılardan birisi tasavvufi musiki icrası ki daha ziyade cami görevlileri ağırlıklı, diğeri de tamamen klâsik Türk musikisi olarak Meragi’den, Itrî’den Dede Efendilerden Üçüncü Selim’den ve diğer klâsik bestekârlardan eserlerin icrası ile olurdu. Bu icralarda da yine klâsik sazlar olurdu. Ağırlıklı olarak; ney, tambur, rebap, kemençe ve diğer sazlar kullanılırdı. Bu toplantılarda hem klâsik hem de cami musikisinin güzel ve doğru icrasını öğretirdi.  Bana da nezaketen bazen rebap, bazen de kudüm çaldırırdı.

Bu toplantıların baş sazı olan neyde tek tercihi, Şah  Akortlu ney idi. Şah’ dan başka ney üflemeyi sevmez, tavsiye etmezdi.Hocası Halil Dikmen’den öğrendiği tavrı ve aldığı tavsiyeyi hiç terk etmemişti’.

Ayrıca Yakupoğlu; kaybolmak üzere olan Rebap sazını yeniden canlandırarak öğrenilmesini sağladı. O yıllarda İstanbul radyosunda neşriyatlara (yayınlara) katıldı.Kütahya lı neyzenler gurubu gerek İstanbul’da ,gerek Konya da ney neşretmişlerdir.

A.Yakupoğlu’nun ney meşklerine  katılıp ondan ney dersi alan ilk kuşak talebelerinin bazıları  hakka yürümüşlerdir..Bu kıymetli kişiler;  merhum Erhan Altıntaş ,Abdülkadir Dinç ,Mehmet Öztaban,Mehmet Ali Elifoğlu,Necmi Akın,Şemsettin Güvey olarak söylenebilir

Bu gün Kütahya da yaşayan usta  neyzenler ve hala ney  üfleyen  eden başlıca isimler ; ilk kuşak öğrencilerinden ; Zeki Ermumcu, Mehmet Nuri Uygun, Ragıp Elifoğlu,Tuncer Türkkan, Rıza Tekin Uğurel ,rebab ta ise Doğan Karaağaoğlu’dur. (Resim5.Zeki Ermumcu’nun Albüminden)

Son kuşak talebeleri ise; Mehmet Erdoğmuş,Mücahit Dinç,Yusuf Kayya hala Kütahya da Ahmet Yakupoğlu’ndan aldıkları geleneği yeni talebeler yetiştirmek suretiyle devam etmektedirler.

Bu habere de bakabilirsiniz

ŞAMPİYONLUK YOLUNDAKİ KÜTAHYASPOR, KUTSO’NUN KONUĞU

Bölgesel Amatör Ligi onuncu grupta şampiyonluk hedefiyle mücadele eden Kütahyaspor heyeti, Kütahya Ticaret ve Sanayi …