Anasayfa / ARŞİV / Ahmet Yakupoğlu ;Rengin ,Işığın ve suyun ressamı …

Ahmet Yakupoğlu ;Rengin ,Işığın ve suyun ressamı …

Sanatçının resimlerini ele alacak olursak; yağlıboya tekniğini tuval veya duralit  üzerine uyguladığını görmekteyiz. Resimlerini herhangi bir çizim veya tasarım yapmaya gerek duymadan, yağlı boya veya sulu boya ile doğrudan tuval, ya da bulabildiği her türlü malzeme üzerine yapmıştır. Her türlü suyu olağan üstü bir güzellikte tablolarında adeta akıtmıştır. Bu yüzden suların ressamı olarak da anılmaktadır. Tarihi eserlere ve tabiata renkçi bir duyarlılıkla  yaklaşmıştır.Geçmiş zamanı,tarihe mal olmuş nice eserleri mistik bir anlayışla ,duyarak,görerek,yaşayarak tuvallerine aktarmış.Resimlerinin konuları,  ağırlıklı olarak İstanbul ve Kütahya dan aktardığı  izlenimlerdir.

Ahmet Yakupoğlunun resimlerini onu tanıyan Sinan Uluant ,Ahmet abi zaman zaman resimlerini devlet dairelerine şuraya buraya satardı.O aldığı parayla da ancak kendi ihtiyacını karşılar, geri kalanlarını işte camiye yatırır o türbeyi tamir ettirir hayra sarfederdi..O bakımdan Ahmet abiyi bugünlerde değil ama ileride resim tarihi yazılırken, muhakkak Ahmet abinin ismide zikredilicektir.Hafif bir ressam değil Ahmet abi. Çok kuvvetli bir ressam.Çok güzel resimleri var.Klasik resimleri var. Gördüğünü işleyen, renklere hakimiyeti, mekanlara hakimiyeti, o bunu veriyor. Hem tabiatı işliyor, hem tarihi işliyor ve hakikaten çok güzel belge niteliğinde resimler.bir kısım insan bunu  fotograf gibi görür.Varsın görsün ben öyle görmüyorum.Ve ben çok takdir ediyorum.’şeklinde ifadelendirmiştir.

Özellikle yetiştiği yer olan  İstanbul’a olan sevdası ,İstanbul ressamı  ,Boğaziçi’nin ressamı olarak anılmasına sebep olmuştur. A.Yağmur Tunalı bu tutkuyu şöyle ifade eder; ‘ Öyle bir aşık ki, İstanbul’un temsil ettiği Türk Medeniyetinin  bütün değerlerine bağlılığı destani değerdedir. Ve bu değerlerden bir kısmını resme aksettirmek vazifesini bütün ömrüne yaymıştır.Türk Petrol Vakfı’nın himmetiyle yayımlanan ‘Ahmet Yakupoğlu’nun Fırçasından Boğaziçi/Anadolu Yakası’ adlı eser,bu resimlerin bir kısmını ihtiva ediyor.Bu kitabı görenler ,şu son kırk yıl içinde bile nelerin kaybolduğunu,nelerin değiştiğini derin bir üzüntüyle fark edecek,ressamına nimet ve şükran duyacaklar.Hiç olmazsa,bu resimlerden ,Anadolu yakasının bir devresini hayal edebileceklerdir.

Ahmet Yakupoğlu’nun ‘Rengarenk Kütahya ’adlı eserinde de aynı şeyi yaptığı görülecektir.Doğduğu ve halen yaşadığı şehrin hızlı değişmesinden buruk bir zevkle seyrediyoruz.’

Ressamın yaşadığı 1940 ‘lı yıllar Türk resminde manzara,portre,natürmort konulu resimlerin geniş ölçüde çalışıldığı yıllardır.Ressamın üzerinde;bu yılların etkisini ve pek tabi dir hocalarının da bu konularda dönemin idol şahsiyetleri  olmalarının derin tesirini zaman zaman görüyoruz.Renkçi ve ışıkçı bir etkiye sahip resimlerinde ; ilk planda Empresyonist bir eğilim sezmek mümkündür. Özellikle Kütahya dan çalışılan ‘Çamlıca’, ‘Kunduören’, ‘Kulaksız Deresi’ derin bir perspektifle yapılmış,ışığın ve suyun yansımalarının oldukça başarılı olduğu manzara resimleridir.Ressamın rengi saf haliyle değil kendi paletinde olgunlaştırarak kullandığını  doğanın yansımaklarını gerçekçi bir tavırla fakat aynı zamanda da ahenkli lirik bir şiir atmosferine dönüştüğünü görmekteyiz.

Daha Akademide öğrenciyken Kütahya dan katıldığı  Ankara da açılacak ‘Halkevleri Resim Sergisi’ne 15 tablosu ile katılmasıyla büyük ödül ve övgüye mazhar olacaktır.Nitekim A.Yakupoğlunun resimdeki bu uslübu üzerine ünlü ressam Eşref Üren ; ‘ ..Bu genç ,gerçek ressam olmak  için yaratılmış.Renkleri ne kadar ince bir duyuşla birbirine yaklaştırmasını ve yanaştırmasını biliyor!İki resminde tadı tuzu yerinde.Serginin en renkçisidir, diyebiliriz.’

Çok iyi bir minyatür sanatçısı olan Ahmet Yakupoğlu bir kısım minyatürlerinde dostlarının yüzlerini de resmederdi.

Merhum Cinuçen Tanrıkorur’un 1980 yılında Konya Turizm Derneği’nin açtığı beste yarışmasında birinci seçilen, 1981 yılnda Paris’te Akademie Internationale de Lutece tarafından da altın madalya ile ödüllendirilen “Bayatî arabân Âyin-i Şerîfi”nin bu kurumca Paris’de çıkartılan  long play kapağı  için onun bir minyatürü ve Merhum Mehmet Dumlu Hoca Efendi’nin “Batmayan Güneş, Devam eden Gölgeler” isimli kitabının kapak minyatürleri kişiye özel yaptığı minyatürlerdendi..

Bu habere de bakabilirsiniz

KÜTAHYA ESNAFI KIŞ GÜNLERİNDE KAPILARINI SOKAK HAYVANLARINA AÇIYOR

Kütahya’da soğuk havadan kaçarak bir kafenin içine sığınan köpeği gören kafe çalışanları ve müşteriler köpeğin …