Anasayfa / Yazarlar / Serhat Akyol / NEGATİF FAİZ ÇARESİZLİĞİ

NEGATİF FAİZ ÇARESİZLİĞİ

Serhat Akyol

Negatif faiz kısa bir tanımla paranın muhafazası için bir bedel ödemek anlamına geliyor. Yani bilinen faiz uygulamalarının aksine bir durum söz konusudur. Negatif faiz, bankaların merkez bankalarında tuttukları cari hesaplardan faiz alınması biçiminde işletiliyor. Bu yüzden, bankalar ellerindeki likiditeyi kısa vadeli tahvillere yatırarak tutmayı tercih etmeye başlıyorlar.

Bu uygulamanın örneklerini daha önce Avrupa Merkez Bankasında(ECB) ve İsveç Merkez Bankasında gördük. En son geçtiğimiz ay içerisinde Japonya Merkez Bankası (BOJ) faiz oranlarını sıfır seviyesinin altına çekmişti. BOJ ile birlikte toplam beş merkez bankası negatif faiz uygulamasına geçti. Burada ki amaç, deflasyonist ortamdan kurtulmaktır. Büyüme ve enflasyonun canlandırılması istenmektedir. Ancak, bankalar ve kurumsal yatırımcılar negatif faiz ‘dayağını’ yemeye uzun süre dayanabilir mi en büyük sorunlardan biri de işte bu. Ülkeler finansal sistemlerinde yaşanacak sıkıntıları atlatabilir mi? BOJ’ un negatif faize geçmesinin ardından Japon varlık yönetim şirketleri fon kabul etmeyi durdurduklarını açıkladılar. Çünkü 8 yıllık vadeye kadar olan Japon tahvilleri negatif faize döndü. Varlık yönetim şirketleri için, kabul ettikleri paraya buradan getiri sağlamak olanaksız hale geldi. Şu anda, İspanya, İtalya, Danimarka, Belçika, Fransa, İsveç, Avusturya, Finlandiya, Hollanda, Almanya, İsviçre ve Japonya’da 2 ile 10 yıla kadar hükümet tahvil getirileri negatif faizde.

Aslında negatif faiz oranları düşüncesi merkez bankaları için bir çaresizlikten başka bir şey değil. Bugün BOJ Dünyadaki beklide en fazla tahvil alımı yapan merkez bankası durumunda. Yıllık 630 milyar dolar değerinde Japon Hükümet tahvili alıyor ve karşılığında değeri kadar Japon Yenini piyasaya sürüyor. Bu çok büyük bir parasal genişleme demek. Ancak bunun yanında negatif faiz açıklamasıyla birlikte düşmesi gereken Yen değerinin düşmediği aksine yükseliş eğiliminde olduğu görülmekte.

Bu günlerde yaşanan gelişmelerinde etkisiyle FED’ in de negatif faize geçeceği ihtimali konuşulmaya başlandı. Aslında uygulamalarda kısa vadedeki başarılar ile birlikte Amerikan Merkez Bankası (FED) içinde bu kapının aralanacağı düşünülebilir. Burada bireylerin paralarını bankalara yatırmaktan cayacakları varsayılırsa finansal sistemde sıkıntılar yaşanacağı endişesi olsa bile başarılı örnekler ile birlikte önümüzdeki yıllarda FED faizlerinin sıfırın altına ineceği ihtimalini artırmaktadır.(Bu hesaplanan ihtimal %13 civarında).             Ben kesinlikle FED’ in negatif faize geçeceğini düşünmüyorum. Aslında önümüzdeki dönem için FED’ in masasında en az iki faiz artırımı var. Dünyadaki finansal sistemler içerisinde Amerikan finansal sistemi en güçlüsü olduğu düşünülürse, önümüzdeki günlerde FED faiz artırım açıklamalarıyla dolarında değerleneceği bence aşikârdır.

Sonuç olarak; geçtiğimiz yıllardaki (2008) ekonomik krizler sonucunda Büyük merkez bankaları tarafından trilyonlarca dolar para basılmıştı. Büyük miktarlardaki Devlet Tahvilleri merkez bankalarınca alınması neticesinde yine trilyonlarca dolar değerinde devlet tahvili negatif getiri ile işlem görmekte. Buradaki tek amaç büyümeye destek vermek, durgunluktan kurtulmaktı. Ama bunun adı gerçektende çaresizlik. Bunun hiçbir faydası olmadı ve olmayacaktır. Eğer daha fazla para basılarak, Merkez Bankaları tarafından daha fazla tahvil alınarak vs. yöntemler ile ekonomik büyümeyi ve canlılığı desteklemeye çalışma fikri daha fazla devam ederse, bunun sonucu fakirleşen bir dünya olacaktır. Daha az üreten ve daha yoksul bir dünya, gelir dağılımında ki adaletsizliğin büyümesi, orta sınıf diye tabir edilen tüketici kitlesinin aşağıya doğru çekilmesi yani refahsızlık ve bunun sosyo-psikolojik getirileridir.

*****************************

Piyasalar bu hafta veri akışı bakımından biraz zayıftı ancak yine de çok hareketli bir hafta olduğunu söyleyebiliriz. Küresel piyasalar, ekonomik büyümeye ilişkin belirsizliklerle her iki yönlü dalgalanmayı sürdürürken TL’nin negatif ayrışmasında iç ve dış jeopolitik endişeler belirleyici olmaya devam ediyor. Hafta içerisinde Türk Lirası (TL) diğer gelişmekte olan ülke paralarından negatif ayrıştı. Bunun en büyük sebebi iç piyasada yaşanan jeopolitik risklerdir. Piyasalar, hafta içerisinde yaşanan Suriye gerginliği ve Türkiye’nin Suriye’ye olası askeri müdahale beklentisini fiyatladı. Bunun yanında yine hafta içerisinde Ankara’da ve Diyarbakır’da yaşanan terörist saldırılar TL’nin Amerikan Doları (USD) karşısında değer kaybetmesine sebep oldu. Aslında Küresel bazda yaşanan ılımlı gelişmeler gelişmekte olan ülke para birimlerini biraz olsun pozitif yönde etkilerken, İç piyasada yaşanan bu gerginlikler sebebiyle TL diğerlerinden farklı olarak değer kaybetti ve negatif ayrışmış oldu.

DOLAR

Geçtiğimiz haftaya 2,93 seviyelerinde başlayan kur, hafta başında artan jeopolitik riskler ile birlikte yükselişini sürdürdü ve 2,98 seviyelerini test etti. Hafta sonuna doğru yükseliş hareketi biraz olsun yavaşlamış görünsede, yükseliş tehlikesi bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. 2,94–2,95 seviyeleri üzerinde kalındığı sürece USD yükseliş eğiliminde olacaktır ve 2,98–2,99 seviyelerini test edecektir diye düşünmekteyim. 2,99 seviyesi üzerinde bir hareketlilikte ise kurun 3,01 seviyelerini test etme çabalarını görebiliriz. Aslında USD de henüz bir düşüş sinyali yok yani özetle diyebilirim ki 2,94–2,95 destek noktalarının altındaki her fiyat alım fırsatı olarak görülebilir.

ALTIN

Küresel piyasalardaki karmaşık ortam sebebiyle yatırımcı risk almaktan kaçınır hale geldi. Dolayısı ile güvenli liman olma özelliğini halen korumakta olan altın aşağı yönlü hareketliliğini 1190 seviyelerinde sınırlandırdı ve 1200 seviyelerinin üzerinde işlem görmeye devam ediyor. Başta Suriye krizi olmak üzere Rusya Kuzey Kore gibi ülkelerde ki kaotik ortam endişeleri artırıyor. Bunun yanında Ortadoğu’daki gergin ortam ve Ukrayna’da Hükümetin düşmesi global anlamda da de altına olan talebi artıırdı.1220 seviyesi önemli destek noktasıdır. Altının bu destek noktası üzerinde haftaya alıcılı başlayacağını tahmin ediyorum bu durumda 1230 ve 1240 seviyeleri hedef olarak görülecektir. Aşağı yönde ise 1220 destek noktası kırılırsa 1210 seviyesi yeni destek noktası olarak düşünülecektir. Benim tahminim altın kısa vadede halen güvenli liman ve önü açıktır ve yükseliş trendi devam edecektir.1250 seviyesinin üzerinde tutunması halinde 1300 seviyelerinin üzerini görebilir.

BRENT PETROL

Geçtiğimiz hafta başından beri OPEC üyesi ve üye olmayan ülkeler arasında petrol üretimi konusunda anlaşmaya varılmaya çalışılıyor. Rusya ile Suudi Arabistan üretimi Ocak ayı seviyesinde dondurma kararı aldı. Resmi bir anlaşmaya varılamamış olsa bile iyimser hava fiyatı hafta ortasında 35 Dolar seviyelerine kadar taşıdı. Fakat haftanın ikinci yarısında bu yükselişini sürdüremedi ve kayıplar tekrar ön plana çıktı. Birleşik Arap Emirlikleri Petrol Bakanı petrol fiyatlarının geleceği hakkında iyimser olduklarını ifade etmişti. 35 dolar seviyeleri önemli. Bu seviyede tutunduğu takdirde 36 dolar seviyeleri test edilecektir. Ancak 35 dolar seviyelerinde tutunamazsa aşağı yönlü hareket devam edecektir diye düşünüyorum. Bu aşağı yönde hareket ile 32 dolar seviyelerinde destek bulacağını tahmin ediyorum. Diğer yandan ABD’de açıklanan petrol stok seviyesi de yeni bir rekor getirdi. Arzın bu kadar yüksek oldukça petrol fiyatları baskılanmaya devam edecek gibi görünüyor.

Mutlu Haftalar Diliyorum

Bu habere de bakabilirsiniz

ANLATMAYA YETMİYOR

Sevgili Okuyucularım Yine duygu dolu satırlarla karşınızdayım.   ANLATMAYA YETMİYOR Soğuk bir yaz gününün karanlık …